Ana Sayfa Politika Ekonomi - İş dunyası Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat-Turizm Eğitim Sağlık Bilim - Teknoloji Videolar
Türk Yıldızları jeti kuş çarpması nedeniyle kaza kırıma uğradı
Türk Yıldızları jeti kuş çarpması nedeniyle kaza kırıma uğradı
Çocuklarda ağız kokusuna dikkat!
Çocuklarda ağız kokusuna dikkat!
Sincan’a bir millet kıraathanesi daha inşa ediliyor
Sincan’a bir millet kıraathanesi daha inşa ediliyor
ABB’den park ve yeşil alan seferberliği
ABB’den park ve yeşil alan seferberliği
Türk Tarih Müzesi ve Parkı  1 milyonu aşkın ziyaretçiyi ağırladı
Türk Tarih Müzesi ve Parkı 1 milyonu aşkın ziyaretçiyi ağırladı

AHSEN ARAL UYAR

Zeytin Ağacında Ağlamak Garanti
4 Ekim 2022 Salı

“Zeytin Ağacı” dizisi gündemimizde. Murat Boz ile Tuba Büyüküstün’ün yirmili yaşları birbirine yakışıyor ve aşkları inandırıcı duruyor, gençlik nereden bakarsanız bakın çok güzel bir şey. Geri planda kullanılan ve çoğumuzun senaristin aklına gelen uydurulmuş bir doğa üstü fonu sandığımız, grup terapileri ile eski ecdat ile bağ kurma ve onların yaşarken çektiği acıların bize etkisini çözerek kendi sorunlarımızı sağaltma işi meğer uzun yıllardır kullanılan ve oldukça pahalı bir psiko teknik imiş; adı da pek havalı; “Aile dizimi”. 
Kendi hayatımızın sorunları yetmiyormuş gibi; hiç tanımadığımız bilumum ecdadımızın geçmiş dertlerinin DNA üzerinden başımıza bela olarak bizim psikolojimizi bozduğu, kararlarımızda rol oynayıp hayatlarımızı değiştirdiği temeli üzerinde bir terapi şekli olan “Aile dizimi” etrafında bir dizi yapmışlar. Ekonomik ve sosyopolitik sıkıntılar gölgesinde yaşanan kuşaklar arası farklılık, yoksulluk, çaresizlik, kötü eğitim, iletişimsizlik gibi yüzlerce etmenin içine okuduğu çarpıl çurpul aile ilişkilerimiz düşünüldüğünde bol gözyaşı garantili bir dizi var karşımızda. Yaşadığımız yüksek hızlı toplumsal değişim nedeniyle ebeveyni ile geçmişinde birbirini anlayamama veya gizli kırgınlıklar yaşamayanımız zaten yoktur, haliyle sırf bu kitle seyretse Zeytin Ağacı dizisi reytingleri toplar. Hele eski kuşağın dede ve nineleriyle ilişkileri yok seviyesindedir, yaşı ellinin üzerinde olup dede ve ninesiyle şöyle içten bir ilişkisi olmuş insan sayısı çok azdır çünkü o zamanın standart  dede ve nineleri muhtemelen hayattan çok çekmiş, yaşlılığında katı ve sinirli bir hale dönüşmüş ve yaklaşık 10-15 civarı torun sahibi olduğu için onlara ayıracak vakti de iyimserliği de kalmamış kişiliklerdir, bizim için evdeki vazo gibi kırılmamasına ve hep orada durmasına özen gösterilen bir eşya gibidir dedeler ve nineler. Torunları olarak bizler de onlar için benzer şekilde bir ev eşyasıyızdır.  Belki de o yüzden elli yaş üstü kuşak şu an çok iyi nine ve dede olmaktadır, geçmişte eksikliğini çektiğini bile bilmediği üst soy sevgisini fark ederek kendi torununa sevgi ve ilgi göstermektedir o talihsiz kuşak.
“Aile Dizimi” Alman terapist Bert Hellinger’in ortaya koyduğu bir terapi biçimi imiş. Tanımadığımız dip atalarımızın yaşadıkları travmanın genlerimizle bize aktarımını sonucu oluşan dertlerimizin bu terapi ile çözüldüğünü iddia ediyorlar. Her türlü psikolojik sağaltıma elbette saygımız sonsuz fakat bir ekşi sözlük yazarının “dedesi koruk yemiş torununun dişi kamaşmış” şeklinde özetlediği bu terapiyi ciddiye alamama nedenimiz eski travmaları ortaya çıkaranların bizim gibi terapiye gelmiş bir grup insan olması… Yani Gülse Birsel’in içimizde azıcık bile Aile Dizimi terapisine gitme isteği varsa onu da yok eden anlatımıyla, atanızla derdinizi siz ve uzman terapist baş başa çalışarak çözmüyorsunuz. Bu terapist sizin gibi DNA’sının psikolojik gizemlerinden dertli 7-8 kişiyi bir araya topluyor. Ailenizi dizimlemek sırası size geldiğinde ortaya çıkıp oraya gelmenize neden olan bir türlü çözemediğiniz derdinizi söylüyorsunuz, örneğin fazla kilolarınızdan kurtulamadığınız için çok üzüldüğünüzü dile getiriyorsunuz ve gruptan sizi tanımayan birkaç kişiyi seçiyorsunuz.  Bu kişiler artık sizin ecdadınız; onlar grubun ortasına geçip tiyatro sahnesindelermiş gibi durup dururken bazı (uydurdukları) şeyler söylüyorlar veya yapıyorlar, terapist bu kişilerin söylediği veya yaptığı şeyleri yorumluyor ve obezitenize neden olarak mesela dedenizin 1. Dünya Savaşında açlıktan ölmüş olduğu teşhisi konuluveriyor. Gruptaki herkes dedenizin çektiği acıya ağlıyor, siz de bol bol ağlayıp rahatlıyorsunuz ve kendiniz ile barışıyorsunuz; çünkü meğer şişkocuk olmak sizin suçunuz değilmiş, DNA’nız dedenizin 1. Dünya savaşında aç kalmış olmasından korkmuş ve siz tabak tabak mantıları bu yüzden yiyormuşsunuz. Böyle şeyler size anlamlı geliyorsa Aile dizimi seansına gidebilirsiniz. 
Bu yeni terapi türünü başta ilginç bulmakla beraber yapılış şeklini öğrendiğimde güvenmekte çok zorlandığımı anlattığım akraba meclisindekiler itiraz ettiler; dediler ki bu terapilere oldukça aklı başında kişiler gidiyormuş ve çok fayda görüyorlarmış, yani Zeytin Ağacı dizisinde anlatılan her şey doğru imiş. Onlara dedim ki “Zeytin Ağacı’nda denize girmekten ödü kopan kadının bu fobisinin kaynağının, yüzyıl evvelki mübadelede Türkiye’ye gönderilmiş Türk kocası ve çocuklarına ulaşmaya çalışırken Ege Denizinde boğulduğu tahmin edilen kayıp Rum büyük büyük ninenin boğulurken çektiği acı olduğu anlatılıyor, fakat nasıl olur da bu acı; boğulmasından yıllar evvel doğurduğu ve kendisinden aylar önce Türkiye’ye gitmiş, yani o Ege’de boğulurken yanında olmayan ve hatta başına ne geldiğini bile bilmeyen çocuklarının DNA’sına ulaşır? DNA’ların kablosuz internet bağlantıları yoktur. Büyük nine boğulduğunda ilgili DNA çoktan aktarılmıştı ve boğulduğu gören veya bilen bir akrabası yoktu.”  Ben bunları anlatırken kafa dengi kuzenim “Zeytin Ağacı senaryosunun bugını bulmuşsun” diyerek bendenizi onore etti. 
Özetle fazla kilolarımın, olmayan bir büyük büyük dedenin 1. Dünya savaşında açlıktan ölmesinden kaynaklandığını düşünerek Aile Dizimi seanslarında kendimi kandırmamalıyım. Sorunlarımızdan hayali kaçışlar değil, gerçeklerle yüzleşmek ve gücümüzü her zaman korumaya çalışmak bizi sağaltımlara götürür. Her zor gelen mevzunun akşamında evde tencerenin dibini sıyırmanın hiçbir sorunu çözmediğini kendi beynime kabul ettirebilirsem, eminim ki savaşta açlık çekmiş sahte ecdadım da rahatlayacaktır.
 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
MUSTAFA AYDEMİR
MUSTAFA AYDEMİR
“Türk Sanat Müziği” Günü
AHSEN ARAL UYAR
AHSEN ARAL UYAR
Ahlak Polisinin Yargıyla Hiçbir İlgisi Yoktur
MELEHAT BAL
MELEHAT BAL
Yaş Aldıkça Daha Fazla Konuşun
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
5 Aralık Dünya Kadın Hakları Gününüz Kutlu Olsun
VOLKAN ÖZTUNA
VOLKAN ÖZTUNA
İşitme Engellilerin Müzik Dinlemesine Yardımcı Olacak Bir Cihaz Geliştiriyor
VELİ KÜÇÜK
VELİ KÜÇÜK
13 Bin Ukraynalı Asker Savaşta Yaşamını Yitirdi
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Politika Ekonomi - İş dunyası Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat-Turizm Eğitim Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri