Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat Eğitim Sağlık Bilim - Teknoloji Videolar
2.209 vaka, 76 vefat!
2.209 vaka, 76 vefat!
Anamur'daki orman yangını kontrol altına alındı
Anamur'daki orman yangını kontrol altına alındı
Sağlık personelinin istifa, emeklilik ve izin taleplerine sınırlama
Sağlık personelinin istifa, emeklilik ve izin taleplerine sınırlama
MasterChef'te Acun Ilıcalı'yı kızdıracak aşk
MasterChef'te Acun Ilıcalı'yı kızdıracak aşk
Keçiören’de doğal yaşama yoğun ilgi
Keçiören’de doğal yaşama yoğun ilgi

SİNAN VARGI

Yine Halkı Zehirleyen Gıda Sahtekarları Açıklandı. Sonuç?
21 Eylül 2020 Pazartesi

Geçtiğimiz hafta Tarım ve Orman Bakanlığı, halkı zehirleyen gıda sahtekarlarını yine basın bülteni ile açıkladı. O akşam televizyon kanallarında ikinci haber olarak, yayınlanan haberde, sucuğa at eti, peynire margarin ve nişasta, zeytinyağına ucuz kanola yağı, çikolata ve gazoza cinsel gücü arttırıcı ilaç katıldığı sokak röportajları ile açıklandı. Aslında her üç ayda bir benzer haberleri izliyor ve “ aaa, vah, vah “ demekten başka bir şey yapmıyoruz. Yıllarca bu tür haberleri televizyon kanallarına ve gazetelere haber yapan bir tüketici uzmanı olarak gerçekten artık ben bile sıkıldım. 
Tüketici eğitimlerinde hala anne ve babalar bizlere, ekmeğe sürülen yumuşak çikolatalı ürünün içindeki palm yağının kanser yapıp yapmadığını soruyorlar. 20 Ocak 2017 tarihinde dönemin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, “Bu palmiye yağı dediğimiz yağ ile ilgili rastgele tartışmalar yapılıyor. Bu konu ile ilgili bilimsel bir komisyon kuruldu, çok fazla uzamayacak kısa süre içerisinde gerekli çalışmaları kamuoyu ile paylaşmış olacağız” demişti. Aradan geçen üç buçuk yıl içinde gerçekten palm yağının kanser yapıp yapmadığı açıklanmadı. Ne üreten firmalar, ne de ilgili bakanlıktan bir ses yok ama tüketici hala merak içinde.
Tarım ve Orman Bakanlığı belki yirmi, yirmi beş yıldır, tarladan sofraya sebze ve meyvedeki aracıları azaltacağını, gıdada hile ve tağşiş yapanlarla mücadele edeceğini açıklar. Bakanlık gıda da hile yapanları ‘17 Aralık 2011 tarihli Gıda ve Yemin Resmi Kontrolüne Dair Yönetmeliğin 8 inci maddesi gereğince kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürecek şekilde bozulmuş, değiştirilmiş gıdaları üreten ve/veya satan firmanın adı, ürün adı, markası, parti ve/veya seri numarasının Bakanlık resmi internet sitesinde Bakanlıkça kamuoyunun bilgisine sunabileceği hükmü yer almaktadır. Bu kapsamda bakanlık zaman zaman  kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürecek şekilde bozulmuş, değiştirilmiş ürünlere ait bilgileri paylaşmaktadır’ açıklaması ile Resmi Gazete de açıklar. Pekiyi tüketicinin çocuk çoluğun zehirlenmesi biter mi? 
2011 yılından beri bu konuları takip ettiğim için para cezasının bu yıla kadar ortalama 22-23 bin lira olduğu bir suçtan söz ediyoruz. Yani 22 bin lira civarında bir para verdiğinizde bu suçtan kurtulup, yine aynı suçu işlemeye devam edebildiğiniz bir ortam. Pekmez ve şekerleme sektöründe, balın içine cinsel gücü arttırıcı ilaç koyup kuvvet macunu diye satan ve 21 kez yakalanan gıda sahtekarları var. Öde para cezasını işe devam. 
Yıllardır tüketicimiz bu gıda sahtekarlarına caydırıcı cezalar verilmesini istedi. Bu yılın Ocak ayında ise gıda sahtekarlarına verilecek cezaları arttıran bir yasa değişikliğinden söz edildi. Tasarıya göre şunlar getirilecekti. “Gıdada taklit ve tağşiş yapanlara 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası, 500 bin liraya kadar para cezası verilecek.  Aynı suçun iki yıl içinde tekrarlanması durumunda gıdayı üreten, ithal eden, kendi adı veya ticari unvanı altında piyasaya arz eden gıda işletmecisi 5 yıldan 10 yıla kadar gıda sektöründeki faaliyetinden men edilecek. Kanunun cezai yaptırımlarla ilgili maddesi yeniden düzenleniyor. Taslak çalışmaya göre; kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak gıdalar, masrafları sorumlusuna ait olmak üzere piyasadan toplatılacak ve  mülkiyeti kamuya geçirilerek imha edilecek. Bu gıdaları üreten, ithal eden, kendi adı veya ticari unvanı altında piyasaya arz eden gıda işletmecilerine 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve bin günden beş bin güne kadar adli para cezası verilecek.  Fiilin 2 yıl içinde tekrarlanması durumunda gıdayı üreten, ithal eden, kendi adı veya ticari unvanı altında piyasaya arz eden gıda işletmecisi 5 yıldan 10 yıla kadar gıda sektörü faaliyetinden men edilecek.”
Pekiyi nerede bu yasa değişikliği. Bakanlıklar ve Külliye arasında gidip geldiği ifade ediliyor. Görüşler alınıyor. Ama o arada gıda sahtekarları yine halkı zehirleyemeye devam. Bu yılın başında gıda da sahtekarlık yapan firmaların cezalandırılması amacıyla, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun talimatıyla illerdeki 365 oda ve borsa genel sekreterliklerinden, söz konusu üye firmalara “Oda ve Borsa Üyelerine Verilecek Disiplin ve Para Cezaları ile Disiplin Kurulu ve Yüksek Disiplin Kurulu Hakkında Yönetmelik”e istinaden gerekli işlemlerin başlatılması talep edildi. Talimata, Bakanlık tarafından gönderilen, kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürecek şekilde bozulmuş, değiştirilmiş gıdaları üreten veya satan firmaların listesi de eklendi.
Oda ve borsa bünyesindeki disiplin kurulları, meslek şeref ve haysiyetine uygun düşmeyen tavır ve hareketlerde bulunanlar, satışa arz olunan malların niteliği veya miktarı bakımından gerçeğe aykırı beyan verenler, nizami olmayan ölçü ve tartı aletlerini bilerek kullananlar için farklı cezalar uygulayabiliyor.
Ayrıca, söz konusu kurullar imalatta, mal ve hizmet arzında sağlık kurallarına uymayan, hileli, karışık, standartlara aykırı ve kalitesiz mal imal eden ve satanlara uyarı, kınama ve para cezaları gibi muhtelif cezalar verebiliyor. Bu cezalar, mevzuatta ihlallerin derecesi ve niteliğine göre belirleniyor.
Ankara Üniversitesi Gıda Güvenliği Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Nevzat Artık hoca da şunları söylüyor. “Bu gıdaları üretenler ahlaktan yoksun ve işe kar amaçlı bakan insanlar. Eğer bir hapis cezası olacağını bilirlerse üretmezler. Ancak sadece 22 bin TL ceza kesilirse, hileli gıda üreten firma adını değiştirir ve aynı üretimle devam eder. Sahteciliği alışkanlık haline getirenlere devlet gereken cezayı vermeli. Gıda ihtisas mahkemeleri kurulmalı”.
Türkiye’de at ve eşek etinin sucuğa katılmasının tarihi sizce nereden başlar. Bence bu Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunu bile aşar, Osmanlı İmparatorluğu dönemine kadar gider. Pekiyi böyle bir olay Osmanlı İmparatorluğunda yakalandı mı nasıl bir ceza verilirdi sizce. Ya da gıdada sahtekarlık yapan hile yapan tağşiş yapan oldu mu cezası ne idi. Osmanlı esnafı, işlediği suçlardan dolayı, çeşitli müeyyidelere tabi tutulmuştur. Osmanlı hukukunda, esnafı ilgilendiren cezaları çeşitli bölümlere ayırmak mümkündür. Buna göre, bedenî cezalar başlığı altında idam, uzvun kesilmesi ve dayak sayabiliriz. Malî cezalar ise para cezalarıydı. Hapis, sürgün, zincire vurma, kürek cezasını, hürriyeti bağlayıcı cezalar olarak ele almak mümkündür. Manevî cezalar ise, suçlunun tekdir edilmesi, azarlanması ya da nasihat yoluyla ikaz edilmesi ile teşhir edilmesi şeklindeki cezalardı. Osmanlı esnafının muhatap olduğu cezalardan biri de, rencide edilecek şekilde çarşı pazarda dolaştırılmasıydı. Mesela ekmeğin dirhemini belirlenen narha aykırı bir şekilde düşüren ve bu yolla, haksız kazanç elde eden fırıncının aldığı cezalardan biri de buydu. Böylece toplum içinde rencide olan esnafın caydırılması hedeflenir, suçun tekrarının önüne geçilmeye çalışılırdı.
Osmanlı esnafına uygulanan teşhir cezası, muhatabı olan esnafı oldukça etkilemesi beklenen ve caydırıcı yönü ağır basan bir cezaydı. Malı teşhir edilen esnaf, gerek kendi camiası içinde, gerekse tüketici nezdinde ciddi bir itibar kabına uğramaktaydı. Kadı tarafından esnafa, bazı durumlarda meslekten çıkarma cezasının verildiği olmuştur. Meslekten ihraç edilmeyi gerektiren suçlar arasında, iş yapmamak, esnafın ödemesi gereken vergilere iştirak etmemek, fitneye sebebiyet vermek, sahtekârlık yapmak, ahlaksızca davranışlar sergilemek ve diğer esnafa kötü sözler söylemek gibi durumlar yer almaktaydı. Burada dikkati çeken husus, ahlaksızlık yapmanın ya da kötü söz söylemenin esnaf için meslekten çıkarma gerekçesi olmasıydı.  Özellikle İstanbul’a getirilmesi gereken zahirenin daha çok para kazanmak maksadıyla, dışarıya götürülerek yabancı tüccarlara fazla fiyata satılması, önemli bir suç olmanın yanında, sıkça görülen bir yolsuzluktu. Böyle zamanlarda zahireyi satan esnaftan, parası geri alınarak yabancı tüccarlara iade edildikten sonra, zahireye de devlet tarafından el konulurdu. Yine gemileriyle İstanbul’a zahire getirmekle görevli tüccarın mala yabancı maddeler katmasından dolayı, gemileri Tersane-i Âmirede bağlanırdı . Geçici olduğu anlaşılan bu ve benzeri cezalarla, zahire kaçakçılığına ve hileli mal satma işine bulaşan esnafın caydırılmasına çalışılırdı. 
Ekmek halkın ana gıdası olduğu için başta padişah ve sadrazam olmak üzere bütün devlet görevlileri fırınları sıkı bir denetim altında tutarlardı. Fatih Sultan Mehmet bazen resmi olarak, bazen de tebdil-i kıyafetle, yani kıyafet değiştirerek Unkapanı’ndaki, Kapalıçarşı’daki esnafı sık sık dolaşarak, devletin koyduğu kanunlara uyulup uyulmadığı kontrol etmişti. 1774-1789 yılları arasında Osmanlı tahtında bulunan Birinci Abdülhamid de sık sık esnafı denetleyen padişahlardandı. Sultan Birinci Abdülhamid, tebdil-i kıyafet ederek fırınlara gider, ekmeğin ağırlığını, rengini, içine konan maddeleri kontrol ederdi. 
Eğer ekmek kanunnamede belirtilen gramajın altındaysa fırıncının kafasına suçlu olduğunu belirten tahta bir külah geçirilir veya para cezası verilirdi. Gramajda meydana gelen yüzde 5 oranındaki sapmalar beşerî bir yanılma olarak görülüp ekmekçi esnafına herhangi bir ceza uygulanmaz ancak sapmalar bu oranı aştığı zaman ekmekçiler ikaz edilirdi. Eğer devletin belirlediği gramaja aykırı tutumlar tekrar ederse ceza uygulanmaya başlanırdı.
Ekmek sıkıntısına veya ekmekteki yolsuzluklara karşı alınan en sert önlem fırın işletmecisi veya çalışanlarının işyerlerinin önünde asılmasıydı. 21 Mart 1772’de Üçüncü Mustafa Vezneciler’de bir ekmekçinin tezgâhtarını başkalarına ibret olması için astırmıştı. 8 Mart 1774’te de Kaymakam Süleyman Paşa Vefa Meydanı’nda bir ekmekçiyi idam ettirmişti. 
Esnafın kulağından duvara çivilenerek cezalandırılması, çok sık karşılaşılan bir ceza yöntemi değildi. Ancak yine de nizama aykırı iş yapan fırıncıların kulaklarından duvara mıhlandıkları olmuştur. Bu ceza, daha çok sadrazamın beraberindekilerle kola çıkması esnasında uygulanmaktaydı. Bu konu ile ilgili bir telhiste sadrazam, tebdil-i kıyafetle şehri gezerken, fırınların çıkardıkları ekmeğin kalitesini kontrol ettiğini, bir fırında gördüğü ekmeklerin yeterince pişkin olmadığını, cezalandırmak ve başkalarına ibret olmak üzere, fırıncıyı kulağından dükkânının duvarına çivilediğini söylemektedir. Övündüğümüz Osmanlı gıda  sahtekarları ile böyle mücadele etmiş, demokrasilerde tabii böyle kulağından dükkanının kapısına çivilemek olmasa da 22 bin lira verip aynı suça yıllarca devam etmesine de imkan verilmemeli.
Türkiye’de gıda sahtekarlığının bitmesi zor görülüyor. Gıda’da denetim artmadıkça, cezalar ağırlaştırılmadıkça, yasa ve yönetmelikleri çıkarmakta geciktiğimiz her ayda tüketiciler aldatılmaya bozuk ve tağşişli gıda yemeye devam edecekler. Gelecek ay biz yine haber kanallarında “ sucuğa at eti, zeytinyağına kanola yağı, peynire nişasta katıldı” haberlerini izleyeceğiz ve ah vah diyeceğiz.
Not: Osmanlı dönemi ile ilgili bilgilerinden yararlandığım, Prof.Dr. Bayram Nazır, Ekrem Buğra Ekinci, Mehmet Demirtaş hocalarımıza teşekkür ediyorum.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
MUSTAFA AYDEMİR
MUSTAFA AYDEMİR
“Sonbahar Sanattır”
AHSEN ARAL UYAR
AHSEN ARAL UYAR
Herkesin Kolunda Bir Altın Bilezik Olmalı
SİNAN VARGI
SİNAN VARGI
Elektrikli Kaykaylar, Trafikte Yeni Tehlike
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
Yeni Normalde İmzalar Dijitalde Atılıyor
VOLKAN ÖZTUNA
VOLKAN ÖZTUNA
Bakan Yardımcısı Açıkladı: eSIM Yakında Ülkemizde Hayata Geçecek
SELEN YEDİER
SELEN YEDİER
Shakespeare
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat Eğitim Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri