Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat Eğitim Sağlık Bilim - Teknoloji Videolar
TTB: “Bu nedenlerle İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçilemez”
TTB: “Bu nedenlerle İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçilemez”
“Sendikal üyeliklerin ve iş kollarının güvence altına alınmasını istiyoruz”
“Sendikal üyeliklerin ve iş kollarının güvence altına alınmasını istiyoruz”
ORDU AYAĞA KALKIYOR
ORDU AYAĞA KALKIYOR
“Kültür Sanat Muhabirliği” olgusunu medya sektörüne yerleştirdik
“Kültür Sanat Muhabirliği” olgusunu medya sektörüne yerleştirdik
BİK, 2020 basın çalışanları istatistiklerini açıkladı
BİK, 2020 basın çalışanları istatistiklerini açıkladı

Tüketicinin Sesi - FERDA HEKİMCİ

“Yerli Malı” Mı, Yoksa Yurda Sahip Olmak Mı? (2)
14 Aralık 2019 Cumartesi

Sevgili okuyucular.
Bu yazının ilk bölümünde, “Savaştan çıkmış sıfır noktasındaki bir ekonomiye ve düşük eğitim düzeyine karşın Atatürk zamanındaki başarılı yerli malı politikaları ortadayken, acaba hatayı nerede yapıyoruz?” diye sormuştuk. 
Bu noktadan hareketle “Günümüz küresel koşullarında yerli malı kullanımı bir hayal mi?” sorusunun yanıtlarını ikinci yazımıza bırakacağımızı söylemiştik.
O zaman “Küreselleşme Bayraktarı Ülkeleri bu konuda ne yapıyor?” diye bir bakalım isterseniz:
 “...yerli malı kullanma kampanyası ile ilgili olarak, savunulan görüşleri, iki kategoride değerlendirebiliriz: 1/ Kesinlikle haklı ve doğru düşünen insanlar ki bunlar, yabancı malların alımının, hiçbir şekilde vatanseverce bir iş  olmayacağını düşünmektedirler. 2/ Bunun aksini düşünenler ki, kimsenin onların paralarını nasıl harcamaları gerektiğini söyleyemeyeceğini, özgür bir ülkede yaşadıklarını, ne isterlerse onu satın alabileceklerini; ve aldıkları şeyin, nereden geldiğinin önemli olmadığını savunanlar (...) 
İkinci düşünce ülkemiz için çok tehlikelidir; çünkü bu düşüncenin sonucunda meydana gelen olaylar, ülkemizin üretim, vergi ve hizmet dönüşümünün sağlıklı işlemesine engel olmaktadır...”  
İster inanın, ister inanmayın, bu vahim, hatta dramatik uyarıları içeren metin, bütün gezegene küreselleşme  tavsiye eden William J. Lynott. 
Bu zat  Amerikan Malı Al Örgütü Başkanı!
Sevgili tüketiciler; 
ABD’de halen yürürlükte olan “Amerikan Malı Al Yasası”na göre, kamu alanında eyaletler öncelikle kendi üreticilerinden, sonra diğer eyaletlerden mal almak zorundalar. Hatta olası bir kamu malı alımında, “Malın alınacağı şirketin sermaye yapısında söz konusu olabilecek olan yabancı sermaye oranı” bile incelenmek zorundalar... 
ABD’de “Ulusal Demir Çeliğin Korunması Yasası” yayınlanalı ise daha çok olmamıştır. Nitekim bizim ve demir ve çeliğimize yüzde 25 gümrük vergisi uygulanıyor. Geçtiğimiz aylarda Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın “Türk çeliğinin ABD’ye ihracatında gümrük vergisini yüzde 25’ten yüzde 50’ye çıkarma” tehdinin daha dumanı üstünde. 
Yine, Trump yönetimi, başta Çin olamak üzere; siyasi, ticari ve teknolojik rekabet içerisinde olduğu ülkelere ek olarak Batılı müttefikleri ile ilişkilerinde gümrük tarifeleri koz olarak görüyor.
Ek vergiler koyuyor.
Küreselleşmenin en önemli ekonomik ilkelerinden olan ticaret serbestisine ket vuruyor.  Yani ABD kendi ülke mallarını, “Yerli Malını” açıktan koruyor...
Bu anlayışın İngiliz uzantısı ise “English Proudly”dir. İngilizler  “İngiliz Gururu” anlamına gelen bu ad altında her yıl kampanyalar düzenleyerek yerli malı kullanımını özendirirler...  Fransa’da ise 165 Sayılı Yasa’ya göre yabancı sözcüklerle hiçbir mal veya hizmetin reklamı yapılamaz...
Peki, Almanya’da otomotivde dünya markası olmuş bir Alman otomobil üreticisi firmanın çalışanlarının rahatça okuyabilmesi için fabrika duvarına astığı şu yazıya ne demeli: 
“Japon arabası almayı düşünen gitsin kendine Japonya’da iş arasın!”
Ulusal tüketiciler Platformu
2001 yılında; “Toplumun ortak ‘tüketici’ paydasında işçi ve memur sendikaları konfederasyonları, meslek örgütleri, esnaf ve sanayici kuruluşları, tüketici dernekleri ile demokratik kitle örgütleri, Ulusal Tüketiciler Platformu (UTP) adıyla bir sivil toplum birlikteliği”  oluşturmuşlardı. Kuruluş çalışmalarında yer aldığım UTP,  “Zengin Batı Ülkeleri Yerli Malı Kullanımı Konusunda Ne Düşünüyor, Ne Yapıyor?”  sorusunun yanıtını şöyle veriyordu:
“Sanayileşmiş zengin Batı ve Kuzey ülkeleri kendi pazarını korumak, kendi malını ihraç edebilmek, kendi işsizine iş bulabilmek, kendi malının kalitesini artırabilmek, üretimde ve tüketimde verimliliği artırabilmek, tüketicinin alım gücünü artırabilmek, tüketici bilincini geliştirebilmek ve yerli malı kullanımının önemini topluma anlatabilmek, diğer ülkelere karşı güçlü bir konuma sağlayabilmek için; işçisiyle, tüketicisiyle, sanayicisiyle, üniversitesiyle, meslek kuruluşlarıyla, diğer demokratik kitle örgütleriyle ve ilgili kamu kuruluşlarıyla bir araya gelip uzlaşma sağlamaya çalışmaktadır. 
Yani kavgalarını içeride birbirlerine vermekten daha çok dışarıya karşı veriyorlar. Gerekli yasal, idari, teknik, sosyal ve ekonomik önlemleri alıyorlar. Kendi pazarlarını, kendi üretimlerini, kendi ekonomilerini ve kendi ülke yararlarını koruyabilmek için dış ülkelere ve ithal mallara karşı bir çok önlem alıyorlar, birçok engel çıkartıyorlar…”
Nasıl Bir Yerli Malı?
Gelinen noktada UTP’nin bileşenleri uzun müzakerelerden sonra yerli malı kavramına şöyle bir güncel bir tanım getirmişti. 
Buna göre; “Ülkemizde tüketici haklarına, sendikal haklara ve çevreye saygılı bir şekilde verimlilik ve kalite esaslarına uygun olarak üretim yapan, vergisini ödeyen, ülkemizde katma değer bırakan firmaların ürettiği mallar yerli malıdır” şeklinde tanımlanmıştı. 
Ancak, Ekonomimiz; AB uyum süreci, Dünya Ticaret Örgütü ve çeşitli dış ticaret anlaşmalarıyla bağıtlı bulunmaktadır. Dolayısıyla yerli malı konusunda resmi otoriteden teşvikler dışında çok şey beklememek gerekir.
Kaldı ki Atatürk zamanında bile yerli malı etkinlikleri Milli İktisat Cemiyeti’nce yürütülmüştür. Zira bu konudaki motor gücü oluşturup, ulusal malı özendirecek ve giderek onun nitelik, nicelik ve yönünü belirleyecek olan unsurun “tüketici-tüketici bilinci” olacağı kuşkusuzdur. 
Öte yandan, içinde bulunduğumuz süreçte, neo-liberal ekonomi ve küreselleşme rüzgarlarıyla  “yerli malının hiçbir anlamı olmadığı” aldatmacalarının hüküm sürdüğü, büyük bir kültür erozyonu da yaşanmaktadır. Bu durumun oluşumunda, çok uluslu şirketlerin, uluslararası kartellerin oluşturduğu “marka imajı” yanısıra, olağanüstü propaganda, reklam bombardımanları ile tüketicinin evrensel hakkı olan “Seçme Hakkı” adeta markaja alınması baş etkenler olarak görülmektedir. 
İşte tekrar tekrar söylemek gerekir ki bu noktada milli ekonomileri yüceltecek olan güçlü bir sivil inisiyatif ile desteklenen tüketici bilinci olacağı kuşkusuzdur. 
Sevgili Okuyucular;
Asla unutmayınız ki, Türkiye gibi gelişmekte olan ülke ekonomilerin, küreselleşme olgusundan en az zararla çıkabilmesinin en önemli dayanağını da gelişmiş bir tüketici bilinci oluşturacaktır. 
Zira; liberal pazar ekonomilerde tüketim ile ilgili tutum ve davranışların bizzat tüketiciden gelir. Yani “kimse ona ne tüketeceğini”  dikte edemez. Yani ne tüketeceği, nasıl tüketeceği tamamen tüketicinin bileceği iştir. 
Bu durumda ulusal ekonomiye olumlu katkıları olabilecek bir Tüketici Hareketi’nin başarısı ancak tüketicinin bilinçlendirilmesiyle mümkündür. 
Türk üreticisinin verimli bir üretim ile kaliteyi yükseltip fiyatları aşağıya çekerek rekabet gücünü artırması; Türk tüketicisinin ise tüketimden gelen gücü ile ulusal üretimi desteklemesi gerekmektedir. 
Dolayısıyla, tüketici ve üreticiyi bir araya getirerek oluşturulacak olan güçlü bir sivil inisiyatifin ilk adımlarını oluşturmalıdır. 
Bu bağlamda işe Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasa’ya göre her yıl toplanan Tüketici Konsey’inden başlanabilir. Yarısı tüketici örgütlerinden oluşan, işveren, tacir ve  sanayiciyi hükümet temsilcileriyle bir araya getiren Tüketici Konseyleri işlevselleştirilmelidir. Bu konseyler asla uygulanmayan kararların alınması yerine; verimlilikle kaliteli, ucuz ve tüketici haklarını öngören, “Türk Malı” imajını da bunların güvencesi haline getiren bir organizasyon için en uygun yasal ve yönetsel platform olarak değerlendirilmelidir. Zira, Tüketici Konseyi’nde alınan kararaların ilgili merciilerce öncelikle yerine getirilmesi yasal bir zorunluluktur...   
İşte ancak böylece “Küreselleşen dünyada yerli malı bir hayal” olmaktan çıkar....
Ve bizler ancak o zaman dedelerimizden babalarımıza kalan en önemli yurttaşlık miraslarından olan “Yerli Malı, Yurdun Malı, Herkes Onu Kullanmalı!”  ilkesini yeniden sahiplenebilir ve onu çocuklarımıza gönül rahatlığıyla bırakabiliriz…
Tüketici örgütleri
Ancak, bu alanda “adeta tüketicinin örgütsüzlüğünü yeğleyen” bir anlayış doğrultusunda tüketicinin bilinçsizliği başlıca etkendir. 
Zira,Türkiye’ de daha hala bir tüketici derneğine üye olan tüketici sayısı 25 bin cıvarındadır. 
Oysa, “yerli malı kullanımı” her şeyden önce tüketicinin tercihine bağlıdır. Bu tercihin “bilinçli tüketicilik” eksenindeki motor gücü ise tüketicinin kendi kurduğu dernek, federasyon gibi tüketici örgütleridir.
Başta ABD ve AB ülkeleri olmak üzere Batı’da ve tüm Dünya’da izlenen yol güzergahları da bu örgütler eliyle çizilir... 
Son olarak Avustralya’da bir deterjan reklamındaki şu sözlere dikkatinizi çekmek istiyorum. Reklamdaki sözler şöyle: “Avustralyalılar! Şimdiye kadar hep yabancıların mallarını kullandınız. Artık Avustralya malı kullanın ve vatanımızı onlardan geri alalım”. 
Yazıyı başlığımızdaki sorunun yanıtıyla bitiriyoruz. 
Evet; “Yerli Malı kullanmak yurda sahip olmaktır!”
Bu yazı ile ilgili daha geniş bilgi için bakınız: Hekimci, F; “Küreselleşen Dünya ve Yerli Malı?”, 2. Ulusal ktisat Kongresi, DEÜ İİBF İktisat Bölümü,  20-22 Şubat 2008, İzmir, http://debis.deu.edu.tr/userweb//iibf_kongre/dosyalar/hekimci.pdf/  
Hekimci, F; “Yerli Malı” Mı, Yoksa Yurda Sahip Olmak Mı? (2), 09.12.2019 http://zafergazetesi.org/yazar/Yerli-Mali-mi-yoksa-yurda-sahip-olmak-mi-1-/1836

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
“The Fall” Filminin Analizi
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
Tarafsız Suskunlar
M. UMUT KARAKÜLAH
M. UMUT KARAKÜLAH
Altın Neden Rekora Koştu?
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
Tek Tuşla Akıllı Asistan Sistemi
A. NAZ SÜRENKÖK
A. NAZ SÜRENKÖK
Pandemi BES’i Büyüttü
MUSTAFA AYDEMİR
MUSTAFA AYDEMİR
Demirel’i anarken (7)
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat Eğitim Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri