Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat-Turizm Eğitim Sağlık Bilim - Teknoloji Videolar
2017 model Mercedes-Benz icradan satışa çıkarıldı
2017 model Mercedes-Benz icradan satışa çıkarıldı
“Personel taşıma hizmeti” için ihale açıldı
“Personel taşıma hizmeti” için ihale açıldı
TED Üniversitesi 4 öğretim görevlisi alacak
TED Üniversitesi 4 öğretim görevlisi alacak
HES’İMİZİ DUYAN VAR MI?
HES’İMİZİ DUYAN VAR MI?
Temiz Hava Hakkı Platformu’na göre hava kirliliğini azaltacak 10 şart
Temiz Hava Hakkı Platformu’na göre hava kirliliğini azaltacak 10 şart

FATMA GÜL ÖZDOĞAN

“The Fall” Filminin Analizi
7 Ağustos 2020 Cuma

“The Fall” 2006 ABD- Hindistan ortak yapımı bağımsız film, birebir çevirisi ile Türkiye’de, “Düşüş” adıyla 2008 yılında gösterime girdi. Yönetmen koltuğunda; Hindistan sinemasının-kültürünün yetiştirmiş olduğu — büyük istikrar ve köktenciliğin yönetmeni olarak değerlendirilen, -Tarsem Singh yer alır. Filmin basit ana hatlarına baktığımızda (konu, senaryo, aksiyon vs.) Tarsem Singh’in bu söylenen, istikrar ve radikal duruşu, film için kesinlikle bir olmazsa olmaz niteliği taşıyor.Film bünyesinde yer alan güçlü, özgün senaryo, film tamamında ağır bir baskınlık kurmaktadır. Bu senaryo baskınlığın, film içerisinde eşit dağılımı, filmi ancak sağlam bir gövdeye bürünebileceği ön görüsünde bulunmak, gayet mutedil bir yargıdır. Yani bu salt film gövdesinin oluşumu; yönetmen, müzik, oyunculuk, kostüm, görsellik, vs. senaryo ile aynı oranda bir baskınlık ve nitelik-nicelik bakımından -senaryoya eşdeğer ya da özden bağlı kalmasıyla mümkün olabilir.
Film geneli üzerine bir kritik yapmadan evvel bu değerli senaryo üzerine bir miktar kritik yapmakta fayda var. Filmin salt senaryosuna bakıldığında, bu senaryonun, özgün bir yazar tarafından yazılmış, özgün bir kitabın senaryolaştırılmış olduğunu düşünmek gayet yerindedir. Nitekim epik, destansı, mistik, masalsı birçok filmin senaryosunun kaynağı olarak, kitaplar karşımıza çıkar.The Fall filmin bir diğer karakteristik etmeni filmin müzikleridir.Filmin soundtrack kısmına bakıldığında yine Yo Ho Ho filminin çok değerli yaratılarının, The Fall filminde de barınmaktadır. İki filmin kompozitörü (besteci) Kiril Donchev’dir. Filmdeki oldukça başarılı enstrümantal müziklerin sağlayıcısı yine Donchev’dir. The Fall filminin aksiyon sahnelerinin soundtracklerinden olan Ludwig van Beethoven imzalı 7. Senfoni, Bulgaristan Senfoni Orkestrası performansı ile filmde yer alır. Bu bakımdan da “Yo Ho Ho” filminin aktarımını görmekteyiz. “The Fall” filminin kostüm çalışmalarından da övgü ile bahsetmek gerekir. Çekim yerlerinin bulunduğu coğrafyadaki kültürel çizgiler, başarılı bir şekilde, kostümlerle filmde sunulmuştur. “The Fall” filminin genel olarak oyunculuk başarısı da çokça konuşulmuş ve olumlu eleştiriler almıştır. Göze çarpan iki oyuncundan ilki, “Alexsandria” karakteri ile Catinca Untaru’dur.Çocuk oyucu olan Untaru, oyunculuğu ile Alexsandria karakterini bize öylesine sevdirmiştir ki, film boyunca Alexsandria’nın hüznünü ve sevincini her şekilde paylaşmışızdır. Bir değer önemli oyuncu ise “Roy Walker” karakteri ile Lee Pace’dir. Lee Pace’in sergilemiş olduğu oyunculuk performansı, filmde aktarılmak istenen gerçekçi, depresif karakterini, çok başarılı bir şekilde canlandırmış diyebiliriz.Film, 1920’lerde bir hastanede geçmektedir. Roy, (Lee Pase) film sektöründe yer alan bir dublördür. Bir film çekimi sırasında sakatlanmış ve sevgilisi tarafından da terk edilerek intihar eşiğinde hastanede kalmaktadır. Beş yaşında küçük bir kız çocuğu olan Alexsandria (Catrina Untaru) ise portakal ağacından düşmesi sonucu kolunu kırarak hastanede tedavisine devam etmektedir. Genç dublör ve Alexsandria hastanede tesadüf eseri tanışırlar ve kısa sürede dost olurlar. Roy, ve Alexsandria’nın dostluğu olukça masalsı ve sıra dışıdır. Roy sürekli Alexsandria’ya masallar anlatır ve film içersinde bu anlatılan masallar sinematografiye dökülür. Filmin ana çizgisi bu anlatılar masallar etrafında şekillenip gider. Ancak kritik nokta şudur ki; kötü bir yaşamın içindeki bir masal anlatıcısının iyi sonlu masalları olması pek beklendik bir şey değildir. Nitekim Roy’un da filmde dediği gibi; “Bende mutlu sonlar yok.” Ancak çocuklar her daim mutlu sonlar ister.Filmden çıkış noktası alarak, günümüz yetişkin bireyleri ve çocukları arasında çok büyük izah farklılıkları olduğunu görebiliriz. Biz yetişkin bireyler olaylar karşısında oldukça şüpheciyken, çocuklar olaylar karşında kolay kabullenir bir tavırdadırlar. Bu olaylar iyi bir şeyse, örneğin; durduk yere biri bize bir şey armağan ettiğinde, bunun nedenini sorgularız, hatta bir ihtimal armağanı geri bile çevirebilir.Ancak çocuklar için bu, özellikle iyi şeyler olsun ardında bir art niyet hiç aramazlar, neden olmasın derler. Tam tersi durumlarda, yani kayıplarda yetişkinler kabullenmeyi başarmak adına kendilerini paralarlar ama çocuklar kayıplar karşısında adeta olgunluk gösterir ve kaybolan şeylerin yerine geleceğini düşünürler. Tıpkı gerçek hayatta ki gibi film içerisinde “Bende mutlu son yok” diyen masalcı Roy’u, güçlü mutlulukçu çocuk olan Alexsandria sonunda masalını mutlu sonla bitirtmek durumunda bırakır.The Fall filminin genel hatlarına bakılıp pahalı bir filmdir, nasıl olurda bağımsız bir yapım olarak değerlendirilir yargısı, bağımsız sinema için düşünülen en büyük yanılgıların başında yer alır. Nitekim sinema bir sanat dalıdır ve sanatta sınır yoktur ilkesi sinema içinde geçerlidir. Ayrıca doğruluğuna çok güvendiğim sanatla ilgili temel düşüncem; sanatsal bir yaratının ne kadar ardında durursa sanatçı, sanat eserinin üretiminde ne kadar imkânsızlıklar olursa olsun, sanat üretiminde imkansız diye de bir şey yoktur. Yani sanatçı ortaya koymak istediği eseri hiçbir güruhun esirinde kalmadan üretmesinin en kati yolu, sanat-sanatçı tam bütünlüğü ile mümkün olabilir. En nihayetinde sanat-sanatçı birlikteliğinin bir bütün içerisinde çok başarılı bir şekilde harmanlandığı “The Fall” filmi bağımsız sinema için çok büyük bir değere sahiptir. Satır başında dönecek olursak, hali hazırda bir filmimiz var, bağımsız bir yapım, ve yüksek bütçeli, o halde sanatta birileri sınırları zorlamış diyebiliriz. Bence “The Fall” filminin bağımsız sinema çerçevesinde tartışılacak en kritik değerlemesi şu yargı ve açılımı ile olmalıdır: iyi ki bağımsız bir yapımdır The Fall filmi. Bazı filmler vardır gözlerimizle izleriz, filmdeki sesler kulağımıza ilişir; ancak bazı filmlerde vardır ki, The Fall filmi gibi, filmdeki gerçekçi görseller, gerçekçi karakterler, gerçekçi kostümler sayesinde, filmin kokusunu da duyarız.
Herkese iyi seyirler dilerim...
 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
MUSTAFA AYDEMİR
MUSTAFA AYDEMİR
GreenBox “Yeşil Kutu”
AHSEN ARAL UYAR
AHSEN ARAL UYAR
Ankara’ya Atılmış En Büyük Kazık
VOLKAN ÖZTUNA
VOLKAN ÖZTUNA
Ping Nedir? İdeal Ping Süresi Kaç Olmalı?
SİNAN VARGI
SİNAN VARGI
Doktor Reklama Çıkarsa, Tıp Etiği Ne Olur?
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
Feminist Yazar Woolf’dan ‘Kendine Ait Bir Oda’
DENİZ DİNÇER
DENİZ DİNÇER
Trafik Kazası Sonra Araç Değer Kaybı ve Kazanç Kaybı
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat-Turizm Eğitim Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri