Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat Eğitim Sağlık Bilim - Teknoloji Videolar
TTB: “Bu nedenlerle İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçilemez”
TTB: “Bu nedenlerle İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçilemez”
“Sendikal üyeliklerin ve iş kollarının güvence altına alınmasını istiyoruz”
“Sendikal üyeliklerin ve iş kollarının güvence altına alınmasını istiyoruz”
ORDU AYAĞA KALKIYOR
ORDU AYAĞA KALKIYOR
“Kültür Sanat Muhabirliği” olgusunu medya sektörüne yerleştirdik
“Kültür Sanat Muhabirliği” olgusunu medya sektörüne yerleştirdik
BİK, 2020 basın çalışanları istatistiklerini açıkladı
BİK, 2020 basın çalışanları istatistiklerini açıkladı

YİĞİT CANDEMİR

Renksiz Zamanlar
6 Aralık 2019 Cuma

Hepimizin hayatında çeşitli kavgaları, savaşları, mücadeleleri ve uğraşları oluyor. Yorucu, bunaltıcı, iç burkan, yıpratıcı ve üzücü durumlarla karşılaşıyoruz. Ama istisnasız her insanın en az bir kaç kez denk geldiği hiç bir şeyin olmadığı bir dönemi oluyor hayatında. İşte, o hiç bir şey olmayan dönemlerden birinde bir genç yazmaya karar verdi ilk defa içinden geçenleri...
“Bir şeyler bekliyorum. Kendimden, insanlardan, kuştan böcekten, tanrıdan.. herhangi bir şey, büyük bir patlama Veya başka bir şey değil. Küçük bir şey de olur, bir olay, bir mutluluk veya hüzün. Çünkü şu an her şey hiç olmadığı kadar yolunda ve bu aşırı rahatsız edici bir durum benim için. Sürekli karmaşaya, depresyona, uğraşmaya, çabalamaya ve hüzünlenmeye çok alıştım. Herhangi bir aksiyon olmadığı zamanım hiç olmamıştı, her an kendimi bir şeylerle meşgul edebilecek bir yoğunluğa sahiptim. Fakat şu sıralar tek beklentim başıma bir şey gelmesi veya bir olayla beraber üzülmek. Çok hastalıklı fikirler bunlar fakat karşısında duramıyorum bunların. Beni sürüklemesine izin veriyorum bu hastalıklı düşüncelerin. Kendimi sorguluyorum mesela, kimim? Kimdim? Nasıl oldum böyle? Değiştim mi? Çok fazla soru soruyorum ve cevaplardan çok sorulara odaklanıyorum. Cevap aramıyorum hiç, sadece soruların aklımı kurcalamasına izin veriyorum ve o büyük karmaşanın oluşmasını izliyorum. 
Fiziksel hayatta bir karmaşaya sahip olamayınca insan, kendine zihinsel olarak bir karmaşa yaratıyor. İçerisinde yuvarlanıp gidiyor maalesef. Çünkü acılarla yaşamaya, mücadele etmeye, dertlerle başa çıkmaya o kadar zaman harcadık ki hayatımız üzerindeki deformasyonu fark edemedik biz insanlar. Bu sadece benim için geçerli bir durum değil yani. İnsan hayatında sıkıntı ve üzüntü olmadan yaşayamaz, bu çok absürt gibi gözükse de ne yazık ki doğru. İnsanın hayatında her daim acılar ve karmaşa olmak zorunda. Güllük gülistanlık yaşanan bir hayat yoktur bu dünya üzerinde. Çünkü siyahla beyaz gibi acıyla sevinç de her an birliktedir. Birbirlerini tamamlayarak bu dünyaya mal edilirler. Ve biz insanların hayat görüşlerini , duruşlarını, vizyonunu bir yerde de bunlar belirler. Acılara sığınmayı bırakamıyoruz, acılardan kaçamıyoruz, acılarla da yaşayamıyoruz. O zaman bu paradoksun içerisinden gerçekten sadece ölünce mi kurtulacağız? Yoksa düşünmeyi bıraktığımız herhangi bir an olursa gerçekten, o an mı bırakacağız? bu soruların cevaplarının tüm insanlığım aradığı bir ton cevaptan bir kaçı olduğuna inanıyorum. Ve yaşadığım sürece de bunları merak etmeye devam edeceğim sanırım...”
Başını masadan kaldırdı, ilk seferi için memnun kalmıştı. Hiç bilmediği, hiç tanımadığı ve hiç yolculuk yapmadığı zihninde yaptığı ilk yolculuktan memnun kalmış bir biçimde idam sehpasına yöneldi...
“Bilginin, bilimin,ilimin, sanatın, insanlığın, açık fikirliliğin, güzel hatalardan ders çıkarmanın, ilerleyişin, ileriye dönük yaşamanın, mantığın ve doğrunun ışığında yürümeniz dileğiyle.”

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
“The Fall” Filminin Analizi
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
Tarafsız Suskunlar
M. UMUT KARAKÜLAH
M. UMUT KARAKÜLAH
Altın Neden Rekora Koştu?
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
Tek Tuşla Akıllı Asistan Sistemi
A. NAZ SÜRENKÖK
A. NAZ SÜRENKÖK
Pandemi BES’i Büyüttü
MUSTAFA AYDEMİR
MUSTAFA AYDEMİR
Demirel’i anarken (7)
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat Eğitim Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri