Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat-Turizm Eğitim Sağlık Bilim - Teknoloji Videolar
Gençlerbirliği, Metin Diyadin ile yola devam edecek
Gençlerbirliği, Metin Diyadin ile yola devam edecek
Putin, Türkiye’ye geliyor
Putin, Türkiye’ye geliyor
TCMB yıl sonu enflasyon tahminini  yükseltti
TCMB yıl sonu enflasyon tahminini yükseltti
Sarıgül: Çiftçi küserse aç kalırız 
Sarıgül: Çiftçi küserse aç kalırız 
İletişim Başkanı Altun: Türkiye gerçekçi ve insani göçmen politikasıyla dünyaya örnek oldu
İletişim Başkanı Altun: Türkiye gerçekçi ve insani göçmen politikasıyla dünyaya örnek oldu

VELİ KÜÇÜK

Öldürülen Ve Eziyet Gören Kadınlar
4 Aralık 2021 Cumartesi

Kadın cinayeti, kadınların sadece kadın oldukları için öldürülmelerini ifade eder. Kadın cinayetlerinin sayısının, kitle iletişim araçları aracılığıyla görünürlük ve bilinirliğinin artması özellikle sosyal medya aracılığı ile bu tür cinayetlere yönelik tepkilerin gündem belirleyecek bir kapasiteye sahip olması bu cinayetleri (kadın cinayetlerini) gündemin öncelikli maddelerinden biri haline getirmektedir. Çünkü cinayetlerin gerçekleşme biçimi, nedeni ve ortaya çıkardığı sonuç toplumsal vicdanda büyük bir etki bırakmaktadır.

Özellikle olaya şahit olan öldüren (fail) ve öldürülen (maktulün) çocuklarının olaya şahit olması ki kamuoyunu oldukça rahatsız etmiştir.

Kadın Cinayetlerinin Sebepleri
Kadın cinayetlerinin sebepleri ve öldüren kişilerin genel özellikleri ortaya çıkartıldığında bu tür vakaların bir daha yaşanmaması için gerekli tedbirler alınabilir. Yani ne tür gerekçelerin kadın cinayetlerine sebep olduğu ve katillerin temel kişilik özelliklerinin neler olduğu sorularına cevap bulunduğunda henüz eylem gerçekleştirilmeden bir tedbir alma imkânı doğabilecektir.
Kadın cinayetleri konusunda yapılmış araştırmaların sonuçlarına göre, kadın cinayetlerinin arkasında yatan nedenler şu şekilde sırlanmıştır: Aile içi tartışma, aldatma, kıskançlık, namus, geçimsizlik, ekonomik sorunlar, işsizlik, psikolojik rahatsızlıklar, töre, boşanma ya da boşanma talebi…


Cinayet faillerinin büyük bir çoğunluğunun öldürülen kadınların kocaları ya da akrabası, tanıdığı olduğu görülmektedir. Polis Akademisi raporuna göre %4’lük bir vaka katil bilinmemektedir.
Kadın cinayetlerinin toplumsal vicdan üzerinde oluşturduğu baskı ve vaka sayısının giderek artması, bu cinayetleri Durkheim’cı anlamda incelenmesi ve bir çözüme kavuşturulması gereken sosyolojik bir olgu, normalden ayrılma anlamında da bir sapma haline getirmektedir. Çünkü bu olayları tek başına aile içi tartışma, aşk ya da tutku cinayeti ya da kıskançlık olarak açıklayarak bireyselleştirmek bir çözüm sunma konusunda yetersiz kalmaktadır.


Son günlerde ülkemiz yine bir kadına şiddet ve sonucunda ölüm ile sonuçlanan bir haber ile sarsıldı. Şimdiye dek çok fazla sayıda tepkiler verildi fakat yine de önüne geçemedik. Peki nedir bu şiddetin çözümü? 
Bu şiddetin çözümü her zaman kadınlara nazik, hoşgörülü, düşünceli bir şekilde yaklaşmak. Çocuklara küçükken şiddete asla başvurmayacaklarını şiddetin kötü bir şey olduğunu her zaman merhametli olmaları gerektiği söylenip yetiştirmek.
Kadınlar bizim için her şey bizi biz yapan şey. Kadınlar toplumuzda el üstünde tutulması gerekirken taciz tecavüz edilip öldürülüyor katlediliyor. Buna dur denilmeli artık yasa kanunlar cezalar gereken her şey yapılmalı. Çünkü hiçbir kadın bu eziyetleri, tacizi, tecavüzü ve öldürülmeyi hak etmiyor. Bir kadın sadece evde temizlik yapmaz. Ben her zaman kadınların el üstünde tutulmasını isterim. Çünkü bir erkek çalışır para kazanır evi geçindirir. Âmâ bunu bir kadında yapabilir. Âmâ bir erkek evde sürekli temizlik, yemek yapamaz çünkü o işi kadınların işi gibi görürler ama kadınlar aynı zamanda çalışıp para kazanıp evde geçindirebilirler. Bu yüzden toplumumuzda bizi biz yapan en büyük şey kadınlardır ve biz onlara zarar vermemeliyiz. Onlara nasıl davranacağımızı bilmeliyiz. Ve bu şekilde yaşamalıyız.


Çözüm için tepki vermek asla yeterli değil, yeterli gelmeyecektir de. Bu bir toplumsal sorundur, kişisel değil. Sorunun kaynağına inilmediği sürece de ortadan kaldırılamayacaktır. Dikkat ederseniz kadının değersizleştirildiği, psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kaldığı toplumların tümü erkek gücüne atıfta bulunan toplumlardır. Erkek rolüne yüklenen sorumluluk ne kadar fazla ise erkeğin yaşayacağı yetersizlik o derecede derin olacaktır. Yetersizlik hisleri öfkeye, öfke şiddete dönüşecektir. Bu tür toplumlarda, erkek doğduğu anda ona aileye bakacak, soyu devam ettirecek en önemli varlık gözü ile bakılır. Erkeğin yaptığı yanlışlar “erkektir yapar” olarak değerlendirilir. Kadını tatmin etme görevi ona verilir. Öyle bir algı yaratılır ki dünyada ki tüm varlıklara sahip olabilme gücüne sahip olduğu inancı ile yetiştirilir. Bu inanç öyle tehlikelidir ki, sahip olamadığı varlığa başkasının sahip olabilmesi ihtimaline tahammül edemez ve onu ortadan kaldırma yolunu seçer. 


Erkek insanının bu duruma gelmesi öyle bir anlık cinnetle, öfkeyle değil, doğduğu andan itibaren yaşadıkları ile belirlenir. Şiddete eğilimli olan erkek kendini soyuna kanıtlama çabasında olan, yetersizlik hisleri ve özgüven sorunları yaşayan, ilkelliğinin evrimini sürdüremeyen bir varlıktan öteye gidememektedir. Sahip olma arzusu ile yanıp tutuşan erkek önüne çıkan her engeli ona öğretilen ve bildiği tek yol olan şiddet yolu ile çözmeye çalışacaktır. Peki, nasıl değiştirebiliriz yılların sürüp giden bu kısır döngüsünü? Çocuklarımıza eşit olmayı öğreterek, ailelerimizin bizde bıraktıkları, onların ailelerinin de kendilerinde bıraktıkları ve bizlere aktardıkları izleri kendi çocuklarımıza aktarmaktan vazgeçerek, cinsiyet rollerine anlamsız ve gereksiz sorumluluklar yüklemekten kaçınarak, kendi eksikliklerimizi çocuklarımızın üzerinde gidermeye çalışmayı bırakarak, çocuklarımızı olduğundan fazlası gibi değil olduğu gibi kabullenmeyi öğrenerek, soyun devamını getirecek olanın erkek değil vicdan, şefkat, barış olduğunu anlayarak, önemli olanın kendimizi başkalarına kanıtlama çabasının değil kendimizi kusurlarımızla kabullenmemizin olduğunu görerek, eğitimi asıl alması gerekenin çocuklardan önce aileler olduğunu anlayarak bu vahşi ve acımasız döngünün kırılmasını sağlayabiliriz. Şiddet erkeğe mahsus değil topluma mahsustur. Erkek şiddeti kadının kaderi değil toplumun öğretisidir. Ve bu öğreti değişmelidir.
Kadına Şiddete Hayır…

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
Bir Kıssadan Hisse Hikaye
BERGÜZAR ÇOPUROĞLU
BERGÜZAR ÇOPUROĞLU
Şeker Pekmezi Seli
RIZA PEHLİVAN
RIZA PEHLİVAN
Pozitif Öneriler 
İBRAHİM DUMANAY
İBRAHİM DUMANAY
Bir Hayalim Var
MUSTAFA AYDEMİR
MUSTAFA AYDEMİR
Sıdıka Avar ve Dağ Çiçekleri (2)
AHSEN ARAL UYAR
AHSEN ARAL UYAR
Makarna, Ketçap ve Kadın Çorabı
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat-Turizm Eğitim Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri