Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat-Turizm Eğitim Sağlık Bilim - Teknoloji Videolar
Vefat 153, günlük vaka 6.713!
Vefat 153, günlük vaka 6.713!
Büyükşehir'den “Kadına Karşı Şiddetle Mücadeleye” Destek
Büyükşehir'den “Kadına Karşı Şiddetle Mücadeleye” Destek
Kapatılan Taraf gazetesi yazarı Mehmet Baransu'ya 17 yıl 1 ay hapis cezası
Kapatılan Taraf gazetesi yazarı Mehmet Baransu'ya 17 yıl 1 ay hapis cezası
ASKİ 2 bin fidanı toprakla buluşturuyor
ASKİ 2 bin fidanı toprakla buluşturuyor
Sokağa çıkma kısıtlamasına uymayan 9 bin 583 kişiye adli ya da idari işlem yapıldı
Sokağa çıkma kısıtlamasına uymayan 9 bin 583 kişiye adli ya da idari işlem yapıldı

FATMA GÜL ÖZDOĞAN

İran Sinemasında Kadının Konumu
30 Ekim 2020 Cuma

Devrim sonrası oluşmaya başlayan Yeni İran Sineması’nda, kadını konu alan filmlerin, sansüre takılması korkusu, kadını toplumsal yaşamda yok sayan anlayışın sinemada da benimsenmesine neden olmuştu. Hatemi’nin Cumhurbaşkanlığına gelmesiyle, özgürlük dalgasını arkasına alan  yönetmenler, konusu kadın olan filmler yapmaya başladılar. Hatemi’nin Cumhurbaşkanlığından önce çekilen filmlerde, İran’lı kadın, iffetli,  tanrı korkusu olan, çocuklarının eğitiminden sorumlu, ev kadını ve anne olarak çizilmiştir. İran sinemasında kadının, meta ya da cinsel obje olarak kullanılmazı söz konusu değildir. Filmlerde kadın oyuncuların makyajlı olmaları ve yakın çekimde gösterilmeleri, konuşmaları, öpüşmeleri, yasaktır. Oysa erkek  oyuncular için her şeye izin vardır. Bu durum karşısında yönetmenlerin kadın oyuncularla, kadını konu alan film çekmek istememeleri anlaşılır bir durumdur. 1990’lı yılların başında, özellikle kadın konusunu gerçekçi boyutlarda anlatamayacakları için birçok yönetmen, çocuk kahramanlara yönelmişlerdi. Çocukların hayata ön yargısız ve naif bakışları, politik bir figür olmamaları, seyirciyi soru sormaya yöneltmesi açısından önemli bir unsurdu. Bu filmlerde, İran’ı bir de çocuk gözüyle görebilme ve sorgulayabilme imkânı sunuldu. Bu yöntemle yönetmenler, sansür kurallarına takılmadan, toplumsal eleştiri yapabildirler. Samira Makhmalbaf’ın Elma, Kiarostami’ nin Arkadaşım Evi Nerede?, Ev Ödevi, Ve Hayat Devam Ediyor, Panahi’ nin, Ayna filmleri bu dönemin en iyi örneklerini oluşturur. Yeni İran sinemasının kurucu olarak kabul edilen Kiarostami: “Son 20 yıldır İran sinemasında ailenin, kadının sorunlarını anlatan kadın erkek ilişkilerini gösteren filmler yapmanın imkânı yok. Çünkü İslami baskı nedeniyle kadınla erkeğin sevişmelerini göstermek olanaksız. Erkek kadına dokunamıyor bile, birbirini seven iki insan birbirine dokunmaz mı? Kadını mahremiyetinde bile türbansız, başörtüsüz göstermek mümkün değil. Sabah, bir kadın yatağında uyanıyor, çarşaflı… Böyle şey olur mu? Ben bu yüzden kadın erkek öykülerini anlatmıyorum.”demektedir.
Toplumsal hayattaki değişimleri bir yansıtıcı gibi sinemalarını aktarmayı  başaran İranlı yönetmenler, rejimin ve sansürün yumuşamasının sonucunda özellikle 1990’ların sonundan itibaren, sinemalarında tabu olan, kadın olgusunu tüm gerçekliğiyle işlenmeye başladılar. Samira Makhmalbaf’ın Elma’sı ve Marziyeh      Meshkini’nin      Kadın       Olduğum       Gün       filmiyle birlikte, Jafar Panahi’nin Daire’si, İranlı kadınların günlük hayatlarında yaşadıkları kısıtlamalar üzerinde odaklanan, polemiğe saplanmadan, hangi sınıftan olurlarsa olsunlar bütün kadınların sistem tarafından ezildiği bir kültürü inceliyor. Toplumdaki radikal değişimlerin sonuçlarını sinemasına aktarmayı başaran Yeni İran sinemasının kurucusu olarak kabul edilen Kiarostomi’nin de, bu yeni eğilime kendini kaptırdığını görüyoruz. On filmiyle ilk kez kahramanını kadın yapan sanatçı, kadını filmlerine gerçekçi olarak almayı, ancak 2002’de başarabildi. Kiarostami’nin sinema yapmaya 70’ lerde başladığı düşünülürse, İran’daki insan hakları konusundaki ilerlemesinin ya da kadının “yasallaşarak”,toplumsal hayata dâhil olma sürecinin ne kadar zor olduğunu da görmek mümkün. Ancak her türlü zorluğa karşın, İran sinemasında, yeni bir güç oluşmaya başladı. İran sinemasında azımsanmayacak sayıda kadın yönetmen, tarzlarıyla gelişmekte olan kadın filmleri olayını, varlıklarıyla da desteklerler.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
SİNAN VARGI
SİNAN VARGI
Zoom Üzerinden Ruhsal Terapi
Prof. Dr.  Yaşar ÖZGÖK
Prof. Dr. Yaşar ÖZGÖK
Aşı Pandemi İçin Kurtarıcı Mı?
VOLKAN ÖZTUNA
VOLKAN ÖZTUNA
Whatsapp Mesajlarınız 7 Gün Sonra Silinecek
SELEN YEDİER
SELEN YEDİER
Çocuklar İçin Ütopik Dünya Yaratılıyor
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
Tarsem Singh’in “The Fall” Filmi Analizi
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
Gece ve Gündüz
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat-Turizm Eğitim Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri