Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat Eğitim Sağlık Bilim - Teknoloji Videolar
“Haklarımızdan vazgeçmiyoruz, İstanbul Sözleşmesi uygulansın”
“Haklarımızdan vazgeçmiyoruz, İstanbul Sözleşmesi uygulansın”
CHP’li Nazlıaka Kadın Kolları Genel Başkan Adayı oldu
CHP’li Nazlıaka Kadın Kolları Genel Başkan Adayı oldu
TTB: “Bu nedenlerle İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçilemez”
TTB: “Bu nedenlerle İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçilemez”
“Sendikal üyeliklerin ve iş kollarının güvence altına alınmasını istiyoruz”
“Sendikal üyeliklerin ve iş kollarının güvence altına alınmasını istiyoruz”
ORDU AYAĞA KALKIYOR
ORDU AYAĞA KALKIYOR

AHSEN ARAL UYAR

Gerçekten Abartmış Mıydık?
1 Temmuz 2020 Çarşamba

Corona şiddetini azalttı, ama dünyanın eski haline dönmesine daha çok var. Aşı bulunacak, hepimiz aşı olacağız ve hayat tümüyle normale dönecek beklentimizin gerçekleşmesi en iyi ihtimalle altı ay... Aşı bulunamazsa toplumun %75 inin hastalığı geçirmesiyle ancak ulaşılabilecek sürü bağışıklığı ise yıllar sürecek. Bu süreye insan psikolojisi, sistemler ve ekonomiler dayanabilecek mi? Ya da “ekonomi ve sistem yeniden çalışmaya başlasın, bunun bedeli iki yüz veya üç yüz bin kişinin daha ölmesi ise ne yapalım, başka çaremiz yok” argümanı çoktan hayata geçti mi? Fakat dünya genelinde nasıl bir sistemimiz var ki üç ay yavaşlatılınca çökme noktasına geliyor ve yürütülebilmesi için yüzbinlerce insanın kaybı göze alınabiliyor. Bu kadar yanlış mı yaşıyorduk? Yaşamanın biçimini ve amaçlarını gerçekten abartmış mıydık? Mehmet Soysal yazısında Tygodnik Powszechny’ den alıntı yapmış; “Yıllarca akademik titrler, satış raporları, kredi kartları, yayınlanan makale listeleri biriktirdik; gardıroplarımızda beyaz gömlekler, blazer ceketler biriktirdik; ajandalarımızdaki toplantılar ve seminerler içimizi gıcıklıyordu. 
Çoğumuz belli rollere büründük ve bu rollerin gereğini yaptık. Hâlâ da yapıyoruz.” Üniversiteden bir arkadaşım uzun yıllar önce çömez bir mühendis iken, müdürünün son anda işi çıkınca yurtdışından gelen misafiri akşam yemeğine götürmek görevi tesadüfler silsilesi sonucu ona kalmıştı. Gidilecek yerin en az on beş gün önceden rezervasyon yapılmak zorunda olunan ve Boğaza sıfır, masalarının da deniz kenarında olduğunu öğrendikten sonra haliyle bu yemeği hiç te angarya olarak görmemiş.   Devamını şöyle anlatmıştı : “Restorandaki yaklaşık kırk masanın otuzunda müşteri profili akıllara zarar bir şekilde ortak idi; yani iki kişilik masanın bir tarafında Avrupalı veya herhangi bir ülkeden yabancı bir iş adamı ve onun karşısında oturan beyaz gömlekli, kol düğmeli, geriye taranmış jöleli saçları ve baykuş bakışları ile bir Türk iş adamı…Ortam “Amerikan Sapığı” filminde Christian Bale’ in ve iş arkadaşlarının takıldığı mekanların aynısı. Ertesi gün gidip kendime bir çift kol düğmesi aldım. Bir de rakı içmeyi öğrenirsem iş adamlığı için ön şartı tamamlamış olurum.” Elbette iş yemekleri düzenlemeli, hatta yeterince paramız varsa o nefis Boğaza karşı oturarak proje detayları konuşmalıyız. Ama bu kadar çok kol düğmesi ve beyaz gömlek olmak zorunda mıyız, başka renkler de güzeldir. Bir virüs çıktı geldi, aylarca beyaz gömlekler gardıroptan çıkamaz oldu. Kabartma baskılı kartvizit sahipleri iş yerlerinde kalabalık bir masanın başında oturup firma içi rakiplerine bir kamyon kinayeli laf söyleyerek ve patronun hoşuna gidecek espriler yaparak kendilerinin şirket için ne kadar çok önemli kişiler olduklarını ve ne denli faydalı işler yaptıklarını herkesin gözüne soktukları, fakat aklı başında her insanın fellik fellik kaçacağı o korkunç ortamlarını öylesine özlediler ki adamlar zoom üzerinden terapi görüyorlar. Bu kurgular onlar için böylesine vazgeçilmez ve üç aylığına bile es verilemez hale ne zaman geldi? Bir sinema oyuncusu röportajında “Ekonomik boyutu olmasa aslında böyle uzun yıllar yaşayabilirim. Evimizde ailecek ilişkilerimiz düzeldi, bir arada oturmayı öğrendik, çocuklar rahatladı” demiş. Küçükken evlerimizde elektriğin kesildiği akşamları çok severdim. Tek kanallı ve haliyle sürekli açık olan televizyon sesinin yok olup nefis sarı renkte ve sıcacık mum veya lamba ışığının ortamı bir anda ısıtıverdiği o saatler bana dünyanın dönmeye bile ara verdiği çalıntı mutluluk saatleri gibi gelirdi, bu kesintilere hiç itirazım olmazdı. Fakat kesinti saatleri alışılagelmişin dışına çıkıp fazlasıyla uzadıkça annem buzdolabındaki et için endişelenmeye başlar, babam televizyonsuzluktan, kardeşlerim ışıksız ortamda oynamaya çalışmaktan sıkılırlardı. Corona uzadıkça da aynısı oldu. Endişe ve sıkıntı bütün sınırlarımızı zorlamaya başladı, “sistemimiz böyle ise çaresiz bunu açmalıyız” diyenler çoğaldı. Evimin temizliğinde destek aldığım ve harika temizlik yapan yardımcım kendi tercihi ile üç ay çalışmadı, sonra toplu taşımaya binmek istemediği, onu evinden alıp tekrar bırakırsam geleceğini söyledi. Cumartesi günleri kesinlikle çalışmaz ama ben ancak hafta sonu bunu yapabileceğimi söylediğimde de itiraz etmedi. Üç aydır temizlik yapmaktan öylesine imanım gevremişti ve onun titizliğini o kadar çok özlemiştim ki değil pek uzakta olmayan evinden, başka bir şehirden bile gidip getirebilirdim.  Kazançları günlük hayatlarının idamesine ancak yeten bu genç aile zor bir üç ay geçirmişti. Güneş almayan dairesinde, sokağa çıkması yasak iki küçük çocuk ve %60 maaş ile evde oturan kocası ile etraftaki apartmanlarda patlayan Corona haberleri kadının sinirlerini bozmuştu. Temizlik yaparken beni evde istemediğini iyi bildiğim için kızımla dışarı çıktım, geri döndüğümde bütün evde usta elden çıkmış temizliğin kokusunu duyunca ben de aylardan beri ilk defa normal hissettiğimi şaşırarak fark ettim. Ona bir daha dip köşeye daha dikkat etmesi uyarısında bulunursam namerdim.  
Sistemin büyük kısmını bu reel insanlar oluşturuyor. Çalışmak sadece yaşamak için gerekli ihtiyaçlarımızı karşılamak amaçlı değildir. İnsan boş duramaz, üretken olmalıdır. Kadın, erkek, genç herkes üretmeli ve üretim çarkının bir yerlerinde toplum hayatına dahil ve müdahil olmalıdır. Fakat bunun şekillerini ve biçimini Amerikan Sapığı’ na çevirmenin ne alemi var? Bağlandığı canlı yayında yellenecek kadar evinde terbiye ve nezaket kurallarından uzak yaşıyorken dışarıdaki illa kol düğmesi-kurnaz bakış-rakı kadehi şekillerini abartmanın şu fani dünyada kime ne faydası var diyebiliriz ama demeyeceğiz çünkü o insanlar başka türlü yaşayamazlar. 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
SELEN YEDİER
SELEN YEDİER
Çocuklardaki Oyun Bağımlılığı Hayat Kalitesini Düşürüyor
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
Yarım Milyon Kişi, Kariyer Testi ile Mesleğini Buldu
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
“The Fall” Filminin Analizi
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
Tarafsız Suskunlar
M. UMUT KARAKÜLAH
M. UMUT KARAKÜLAH
Altın Neden Rekora Koştu?
A. NAZ SÜRENKÖK
A. NAZ SÜRENKÖK
Pandemi BES’i Büyüttü
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat Eğitim Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri