Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat Eğitim Sağlık Bilim - Teknoloji Videolar
TTB: “Bu nedenlerle İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçilemez”
TTB: “Bu nedenlerle İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçilemez”
“Sendikal üyeliklerin ve iş kollarının güvence altına alınmasını istiyoruz”
“Sendikal üyeliklerin ve iş kollarının güvence altına alınmasını istiyoruz”
ORDU AYAĞA KALKIYOR
ORDU AYAĞA KALKIYOR
“Kültür Sanat Muhabirliği” olgusunu medya sektörüne yerleştirdik
“Kültür Sanat Muhabirliği” olgusunu medya sektörüne yerleştirdik
BİK, 2020 basın çalışanları istatistiklerini açıkladı
BİK, 2020 basın çalışanları istatistiklerini açıkladı

MUSTAFA AYDEMİR

Demirel’i Anarken… (1)
24 Haziran 2020 Çarşamba

Atatürk diyor ki; “Cumhuriyet, bilhassa kimsesizlerin kimsesidir.

Geçtiğimiz günlerde takvimler 17 Haziran’ı gösterdiğinde o gün 9. Cumhurbaşkanımız Rahmetli Süleyman Demirel’in 5. Vefat yıl dönümüydü.  
Doğum tarihi itibariyle tam bir Cumhuriyet, aynı zamanda köylü çocuğuydu. Cumhuriyetin nimetlerinden yararlanmış, hayat merdivenlerini başarıyla tırmanarak, zaman zaman zorlanarak, önüne konulan her türlü engelleri aşarak Cumhurbaşkanlığına kadar yükselmişti. 1924 yılında doğduğu İslamköy’de başladığı eğitimine, Isparta ve Afyonkarahisar’da devam etti.  İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Su Bölümünü 1949 yılında Yüksek Mühendis olarak bitirdi. Amerika’dan aldığı bursla yurt dışında araştırmalarda bulundu. 
Kamu Kurumlarında Yüksek Mühendis, Daire Başkanı, Genel Müdür, Öğretim Üyesi ve Özel sektörde de çeşitli, kademelerde görev aldı.
DP zamanında bakanlar kurulu toplantılarına yapılan çalışmalarla ilgili bilgi vermesi için sık sık çağrılan Demirel dönemin başbakanı Adnan Menderes’in dikkatini çekti. Menderes bakan arkadaşlarını “bu çocuğa dikkat edin, geleceğin başkanvekilidir” diyerek uyardı.
Türkiye’de demokrasinin yerleşmesi gerektiğine olan inançla siyasete girdi. 
27 Kasım 1964’te yapılan AP İkinci Büyük Kongresi’nde Genel Başkanlığa Süleyman Demirel seçildi.
Uzlaşmacıydı… “Ben anlaşmak için zemin bulsam iğne deliğinden deveyi geçiririm” diyordu. 
Siyasi hayatı boyunca kimsenin görmediği kadar sıkıntılı müdahalelerle dolu günler geçirmişti.
Ülkenin Bütünlüğü konusunda tavizi yoktu. 11 Ekim 1991 günü TRT ekranlarında Seçim 91 programında herkesin özellikle siyasilerin dinleyip mutlak ders almaları ve uymaları gereken partiler üzeri tarihi şu konuşmayı Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan ve Erdal İnönü’nün bakışları altında yapıyordu;
“Olaya Parti olayı olarak bakmak fevkalade yanlıştır. Olay Türkiye Cumhuriyeti’nin Bölünmez bütünlüğü olaydır.  Türkiye Cumhuriyeti’nin Bölünmez bütünlüğüne ters düşerek bir çözüm söz konusu olmaz.  Bu olay Türk ırkından gelenlerin Kürt ırkından geliyoruz diyenleri ezdiği ve bundan dolayı bir isyana sahip olduğu bir olay değildir. Biz kardeşiz. Bu ülkede  26 etnik gruptan gelen insan vardır. Eğer etnik kodlara göre Türkiye’yi parçalamaya kalkarsanız vatandaşlık konseptini kavramını bir kenara atarsanız. Eşitlik kavramını kenara atarsanız o zaman Türkiye’ye yazık olur. Evvela yapılacak iş, bence her türlü düşünceden önce kanı durdurmak lazım. Olayın iki safhası var 1. safhası cinayetlerin durdurulmasıdır.  Cinayetleri haklı gördüğünüz takdirde Türkiye çok büyük kötülük yaparsınız. Bizim söylediğimiz şey şu. Biz gerçek demokrasiyi aslında Türkiye birliğinin muhafazası için de istiyoruz. Yani bu ülkede herkes diyebilmeli ki ben bu ülkenin her tarafına gidiyorum. Her tarafında istediğim işi tutuyorum. Tutmuyor mu? Tutuyor, İstanbul’da İzmir’de Ankara’da Antalya’da Manisa’da Samsun’da Konya’da yani ben Kürt ırkından geliyorum. Kürt etnik menşeinden geliyorum diyen insan yok mu? Var, öyleyse gelin bu meseleye böyle bakmayalım. Bu meseleye bölücü olarak bakmayalım. Bütünleştirici olarak bakalım. Bütünleştiriciliği de Türkiye’de inanç farklılığını, etnik farklılığı esas almayan bir politikaya yani inanç farklılığına ve etnik farklılığına dayanmayan bir politikaya aksine bunların tümünü kucaklayan bir politikaya bağlayalım. Çok üzülürüz. Hepimiz üzülürüz. Herkes üzülür. Gayet açık söylüyorum. Gelin bunları kimse istismara kalkmasın. Rey falan konusu olmasın ve bunu siyasetin dışında üstünde tutalım buraya geldiği zaman Türkiye bütünlüğü, Bölünmez bütünlüğü Türk halkının tümünün bütün milletin Vanlısının da Bitlislisinin de Muşlusunun da Diyarbakırlısının da Muğlalısının da Balıkesirlisinin de tümünün haklarını beraberce koruyalım. Ben, sen, o diye ayırmayalım, Biz kalalım biz.”
(Devam Edecek)

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
“The Fall” Filminin Analizi
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
Tarafsız Suskunlar
M. UMUT KARAKÜLAH
M. UMUT KARAKÜLAH
Altın Neden Rekora Koştu?
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
Tek Tuşla Akıllı Asistan Sistemi
A. NAZ SÜRENKÖK
A. NAZ SÜRENKÖK
Pandemi BES’i Büyüttü
MUSTAFA AYDEMİR
MUSTAFA AYDEMİR
Demirel’i anarken (7)
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat Eğitim Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri