Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat-Turizm Eğitim Sağlık Bilim - Teknoloji Videolar
Sağlık-Sen, İş Bırakma Eylemi'ni Askıya Aldı
Sağlık-Sen, İş Bırakma Eylemi'ni Askıya Aldı
Babacan: “Türkiye’ye Çin malı ekonomi giydiremezsiniz”
Babacan: “Türkiye’ye Çin malı ekonomi giydiremezsiniz”
Türk Eğitim-Sen: “Öğretmenlik Meslek Kanunu derhal yasalaşmalı”
Türk Eğitim-Sen: “Öğretmenlik Meslek Kanunu derhal yasalaşmalı”
Mansur Yavaş: 'İyilikte bir damla olalım'
Mansur Yavaş: "İyilikte bir damla olalım"
HAK-İŞ’ten çalışma yaşamında şiddet ve tacize karşı mücadele
HAK-İŞ’ten çalışma yaşamında şiddet ve tacize karşı mücadele
HABERLER>RÖPORTAJ - ÖZEL HABER
15 Aralık 2020 Salı - 10:16

“Su yönetimi yenilikçi ve gerçekçi politikalarla desteklenmelidir”

Su Politikaları Derneği, (SPD), Kentsel Su Yönetimi Raporu’nu yayınladı. Raporda özetle, kentsel su yönetiminin artan önemi ve su yönetimimizin mevcut durumu ele alınıyor. 

“Su yönetimi yenilikçi ve gerçekçi politikalarla desteklenmelidir”

ALPER ŞAŞMAZ / ANKARA

 

SU Politikaları Derneği, (SPD), Kentsel Su Yönetimi Raporu’nu yayınladı. Raporda özetle, kentsel su yönetiminin artan önemi ve su yönetimimizin mevcut durumu ele alınıyor. 
“SU YÖNETİMİNDE YENİ FİKİRLER VE YAKLAŞIMLAR GEREKİYOR”
Raporla ilgili gazetemize konuşan SPD Başkanı Dursun Yıldız; “Taşkınların yanı sıra kentlerde kuraklık bağlantılı su sıkıntısı da artıyor. Yapılan araştırmalar dünyada halen 4 kentten birinin su sıkıntısı yaşadığını ve bu sıkıntının kentlere yakın nehir havzalarında yaşanacak iklim değişikliği etkileri ile daha da artacağını ortaya koyuyor. Bu da iklim değişikliği ile birlikte kentlerimizi bekleyen risklerin arttığını ve alınacak önlemler konusunda çalışmaların da artması gerektiğini gösteriyor. Tüm bu gelişmeler, kentlere su temini ve su hizmetleri yönetiminin yeni fikirler ve yeni yaklaşımlarla tekrar ele alınmasını gerekli kılıyor. Kurak dönemler, kentlerin su teminini olduğu gibi sanayi suyu ve tarımsal su kullanımını da etkiliyor. Bu risk ve tehlikeler artarken su yönetimimizin mevcut durumu daha da önem taşıyor. Su yönetimimiz konusunda yapılacak olan çalışmalara katkıda bulunması için hazırladığımız bu raporun faydalı olmasını umuyoruz” ifadelerini kullandı.
“KENTLERE YAKIN NEHİR HAVZALARINDA SU SIKINTISI DAHA FAZLA”
Kentlere göçlerin artması ile kent yönetimi üzerinde daha çok su, gıda ve enerji temini gibi yaşamsal ihtiyaçların karşılanması hususunda baskının arttığını hatırlatan Yıldız,  iklim değişiminin ise kuraklık, kent selleri riskleri ve sıcaklık dalgaları yaratmanın yan ısıra, deniz suyu yükselmesi ile kentlerin fiziki geleceğini de tehdit ettiğini belirtti. Yıldız; “Bu tehdit altında, özellikle bu baskılarla karşılaşmakta olan kentlerde iklim değişimine uyum ve zararların önlenmesi konusundaki tedbirlerin önceliği artmaktadır. BM Raporlarına göre gelecek 30 yıl içinde kentlerin su ihtiyacında yüzde 50 ile 70 oranında artış bekleniyor. Son yıllarda uzmanlar yağışların şiddetinin ve sıklığının arttığı, kent sellerinin geçmişe nazaran daha çok yaşandığı ve büyük zararlar verdiği konusunda görüş birliği içindedirler. İlaveten, bilim insanları gelecek yıllarda yağışların sıklığı ve şiddetindeki artışların süreceğini ileri sürmektedirler. Taşkınların yanı sıra kentlerde kuraklık bağlantılı su sıkıntısı da artmaktadır. Yapılan araştırmalar, dünyada halen 4 kentten birinin su sıkıntısı yaşadığı, bu sıkıntının kentlere yakın nehir havzalarında daha çok hissedilmesi söz konusu olan iklim değişikliği etkileri ile daha da artacağını ortaya koyuyor. Tüm bu gelişmeler ve projeksiyonlar kentlere su temini ve su hizmetleri yönetiminin tekrar ele alınmasını gerekli kılmaktadır. Bu ihtiyacın doğal olarak bütünleşik bir yaklaşımla ele alınması gerekmektedir. Bu nedenle kentlerin planlanmasından bu planların uygulanmasına ve temel ihtiyaçların yönetilmesine imkân tanıyacak bir anlayış değişimine ihtiyacımız bulunmaktadır. Bu bütünleşik yaklaşımın içinde sürdürülebilir su ve atık su yönetimi hizmeti, talebi sürekli ve yaşamsal bir özellik taşıdığından dolayı daha öne çıkmaktadır. Kentsel su kullanımı, dünya genelinde toplam su kullanımının ortalama yüzde 10’u gibi göreceli olarak düşük bir değer gibi görünse de talebinin sürekli olması ve yaşamsal bir ihtiyaç olması nedeniyle diğer sektörel kullanımlardan daha farklı bir önem taşımaktadır. Kentsel su teminin kesintiye uğraması veya kalitesinin düşmesi günlük insan yaşamını doğrudan ve kısa sürede etkilediği için de toplumsal, siyasal etkileri de daha radikal olmaktadır. Bu nedenle kentsel su temininin düzenliliği, kalitesi ve sürekliliği su yönetimi için dikkat gösterilmesi gereken bir alandır. Ancak buna rağmen kırsaldan kente göç, düzensiz kentleşme ve iklim değişimi baskısı altında kalan kentsel su yönetimi dünyanın çeşitli bölgelerinde artan bu talebi karşılamakta zorluklar yaşamaya başlamıştır. Bu durum, dünyadaki mega kent yöneticilerinin merkezi hükümetlerin dışında iklim değişimine karşı alınacak önlemler konusunda birlikte hareket ettikleri uluslararası bir ortam da yaratmış durumdadır. 5 Kentlerin karşı karşıya kaldığı bu baskılar, sistemik bir anlayışla kentlerimizi diğer sorunların çözümünün yanı sıra “kuraklığa dirençli kentler” haline dönüştürmemizi de gerekli kılmaktadır. Bu alandaki çalışmalarda Yeşil Kent, Esnek Kent, Dirençli Kent gibi kavramların oluşmaya başladığını hepimiz biliyoruz. Bu çalışmalar arasında su dostu akıllı kentlere geçiş de öne çıkmaktadır. Çünkü dünyanın birçok kentinde su hizmetleri yöneticileri su temini sıkıntısı ve kent taşkınlarının önlenmesi gibi problemlerle son dönemde daha sık karşılaşıyorlar. Artan bu sorun, konunun yukarıda açıklanan yaşamsal önemi nedeniyle kentsel su yönetimini zorlamaktadır. Bu nedenle, hızlı ve kısa süreli çözümlere ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Ancak, artan tehditler konuyu sistemik bir yaklaşımla ele alıp şehir planlama ve su temininde yeni anlayışlara geçiş gibi yaklaşımları da zorunlu kılmaktadır. Buradan yola çıkılarak geliştirilen “Su Dostu Akıllı Kent” mantığı kapsamında öncelikle suyun bir sıkıntı kaynağı yerine yaşamsal öneme sahip kısıtlı bir doğal kaynak gibi ele alınması gerekiyor. Bazı uzmanların öne sürdüğü gibi, suyu akıllı kullanan kentlere geçiş aynı zamanda şehir hayatının kalitesinin arttırılması için bir fırsat oluşturmaktadır” ifadelerini kullandı.
“BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİNDEKİ ORTALAMA SU KAYIP KAÇAK ORANI YÜZDE 32 CİVARINDA”
Yerel Yönetimlerin su hizmetleri yönetiminin sorunlarını uygulanabilir çözüm önerileriyle birlikte öncelikli olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan Yıldız; “Büyükşehir Belediyelerine bağlı Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlükleri Türkiye nüfusunun yüzde 78’ine su temini ve atık su uzaklaştırma hizmeti vermektedir. Ayrıca büyükşehirlerimizin birçoğu her yıl en fazla göç alan illerimiz arasında olup, su abone sayısı her yıl hızla artmaktadır. Son 10 yıldır iklim değişikliğinin kuraklık ve ani şehir selleri olarak etkileri artmıştır. Bu nedenle, bu illerimizdeki vatandaşlarımızın su temini ve çevre sağlığı konusundaki talep ve isteklerinin en hızlı ve en ekonomik şekilde sağlanabilmesi için her türlü tedbirin önceden düşünülmesi gereklidir. Bu kapsamda bu illerimizde toplumcu ama gerçekçi su politikalarına ihtiyacımız vardır. Su bedelleri tespit edilirken uluslararası kabul görmüş kriterler dikkate alınmalı ancak ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik krizin yerel yönetimlere yansımaları da göz ardı edilmemelidir. Burada kriterimiz su ve atık su faturasının en düşük yüzde 20’lik gelir dilimindeki hane halkı gelirindeki ortalama payının yüzde 5’ini geçmemesi olmalıdır. Türkiye’de su yönetiminin en önemli sorunlarından biri de içme suyu şebekelerinde ortalama yüzde 50 olan kayıp ve kaçaklardır. Halen, büyükşehir belediyelerindeki ortalama su kayıp kaçak oranı yüzde 32 civarındadır. Ancak, bu oran, bazı büyükşehir belediyelerimizde yüzde 45-50 mertebesinde olmakta hatta bazı durumlarda yüzde 65’e kadar çıkmaktadır. Bu konuda başarılı olmuş belediyelerin uzman ve ekipman olarak diğer belediyelere teknik ve ekipman desteği sağlaması uygun adım olacaktır. Büyükşehir belediyelerinin birçoğunda su ve kanalizasyon idarelerinin enerji masrafları gelirlerinin yüzde 20’sine kadar çıkmaktadır. Belediyelerin, kendi enerjilerinin bir kısmını mevcut su temini sistemlerine mikro-hidro enerji sistemleri kurarak üretmesi ile artan enerji tüketimi ve enerji maliyetlerinin baskısını azaltabilmesi mümkündür. Bu konuda bir pilot bölge seçilip uygulamalara başlanmasında fayda görülmektedir” şeklinde konuştu. 
“TÜRKİYE’NİN SU YÖNETİMİNİN YASAL, KURUMSAL VE İDARİ OLARAK ÇOK RADİKAL BİR DÜZENLEMEYE İHTİYACI VAR”
Devamında su yönetimindeki temel sorunlara değinen Yıldız, çözüm önerilerini anlattı. Yıldız şu ifadelere yer verdi: “Su yönetiminde temel sorunlar başlıca 3 ana başlıkta toplanabilir:  1. Su yönetimi konusunda stratejik hedef eksikliği,  2. Yasal ve kurumsal altyapı zafiyeti (Liyakatsiz kadrolar, Kurumların hafızlarının ve kurumsal kimliklerinin zafiyete uğraması, DSİ-SYGM, DSİ-SUKİ'ler arasında yetki çakışmaları, Su Yasası eksikliği, SUKİ Yasası revizyonu eksikliği, Veri Altyapısı eksikliği, Dijital Teknolojik Altyapı eksikliği, vd.)  3.Plansızlık, koordinasyonsuzluk ve verimsizlik. Bu eksiklikler plansız yatırımlar, kaynak israfı su yapıları ve su hizmetlerinin güvenlik risklerinde artış olarak ortaya çıkmaktadır.  Özetle, Türkiye’nin su yönetimi, ülkenin yeni idari yönetimindeki belirsizliklerin de etkisiyle, özellikle kentsel su hizmetleri alanında bir dağınıklık, kurumsal zafiyet, yatırım plansızlığı ve kurumların yetki alanları çatışması (DSİ-İSKİ) (DSİ-SYGM) içindedir. Ekonomide yaşanan sorunlar nedeniyle de su yatırımlarının çok büyük bölümü ya başlamamış ya da yarım kalmıştır. Su yatırımları için yenilikçi bir finansman modeli henüz oluşturulamamıştır. Bu sorunlar ülkemizin özellikle Ege ve Akdeniz Bölgesinde iklim değişikliğinin de etkisiyle birçok sektörü etkileyecek zincirleme krizlere neden olabileceği düşünülmektedir. Sonuç olarak, Türkiye’nin Su Yönetimi yasal, kurumsal ve idari olarak çok radikal bir düzenleme ihtiyacı ile karşı karşıyadır. Bu düzenlemede, ülkemizde su sektörü:  1-Yasal açıdan (Su Yasası Taslağı ve İlgili yönetmelikler, vd.)  2-Kurumsal açıdan (Su Yönetimi Kurumları (DSİ, SYGM, SUKİ’ler) arasındaki eşgüdüm, vd) 3-İdari açıdan (Yeni idari yapıya göre şekillenecek havza ölçeğinde su tahsis ve su yönetimi kurulları vd) yeniden ele alınmalıdır.  Bu çerçevede, DSİ'nin bölge teşkilatları, havza bazında yapılanmalıdır. Esasında, DSİ'nin, havza sayısı kadar Bölge Müdürlüğü sayısı vardır ancak bu Bölgelerin teşkilatlanmasında havza sınırları yerine sadece idari sınırlar ve politik mülahazalar göz önünde bulundurulmuştur.  Su talebi, sürekliliği bulunan ve yaşamsal önemi haiz bir doğal ihtiyaçtan kaynaklanmaktadır. Bu nedenle, suya olan ihtiyaç, sosyoekonomik seviyesi en düşük kesimlerin de ödeyebileceği bir bedelle sağlıklı, yeterli ve sürekli olarak sağlanmalıdır. Yeterli suya ulaşmanın sadece bir insan hakkı değil ama bir canlı hakkı olduğu kabulü ile su hizmetlerinin yenilikçi ve gerçekçi politikalarla desteklenmiş bir kamu hizmeti olarak verilmeye devam edilmesini ülke olarak hedeflemek durumundayız.”

Etiketler:
 
Ağbal ‘2021 Yılında Para ve Kur Politikası’ tanıtım toplantısında sunum yapacak
 
Mamaklı Mali Müşavirlerin ortak görüşü; yeniden mücbir sebep hali ilan edilerek nakit desteğini içeren düzenlemeler yapılmalı
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Elektrik şirketleri harcayacak, vatandaşın faturası kabaracak
Elektrik Dağıtım Tarifesinin Düzenlenmesi ile Perakende Satış Tarifesinin ...
Diyanet’teki 17 bin sözleşmeli kadro bekliyor
Türk Diyanet Vakıf-Sen Başkanı Nuri Ünal, kamu çalışanı olan din görevlileri ...
BES: “Kamu alacaklarının yapılandırma süreci durdurulmalı”
BÜRO Emekçileri Sendikası (BES), pandemi sürecinde yapılandırma ve işkolunda ...
 
“Göl ve binlerce canlı türü son nefesini veriyor”
TEMA Vakfı Ankara Temsilcisi Nevzat Özer, Avrasya ile Afrika arasında ...
Makina Mühendisleri Odası, Türkiye’nin enerji raporunu yayınladı
TMMOB Makina Mühendisleri Odası, Türkiye Enerjide Nereye Gidiyor? başlığıyla ...
Bakan Pakdemirli: “Türkiye Net Bir Tarım Ürünleri İhracatçısıdır”
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ulusal Kırsal Kalkınma Ağı Kongresi'ne (UKAFEST) katıldı.
 
CHP’li Kaya: “Esnafın vergi, harç, MTV, Bağ-Kur prim borçları silinsin”
Cumhuriyet Halk Partisi Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, Ankara esnafının ...
Aşı için çalışan Veteriner Hekimleri, risk grubu olarak aşı programında yer almak istiyor
TÜRK Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB), Türk Veteriner Hekimleri Birliği ...
Ukrayna Dışişleri Bakanı Kuleba’dan Kırım Derneği’ne ziyaret
Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba, ziyaret amaçlı geldiği Ankara’da ...
 
404 Page Not Found
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
İBRAHİM DUMANAY
İBRAHİM DUMANAY
Çocukluk
RIZA PEHLİVAN
RIZA PEHLİVAN
Şeker Hastalarını İnsülin İlaçlarından Kurtaracak Devrim Niteliğinde Bir Tedavi Geliştirildi
AHSEN ARAL UYAR
AHSEN ARAL UYAR
SADECE SİNEKLER GERÇEKTİ
MUSTAFA AYDEMİR
MUSTAFA AYDEMİR
Ekonomi
EZGİ KIZILAY
EZGİ KIZILAY
Güneş’in fotoğrafını oluşturmak için 150 bin görüntüsünü birleştirdi
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
Devasa bir deniz canlısı türü keşfedildi
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat-Turizm Eğitim Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri