Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat-Turizm Eğitim Sağlık Bilim - Teknoloji Videolar
Kılıçdaroğlu ve Babacan: “6 partili mutabakat son derece önemli”
Kılıçdaroğlu ve Babacan: “6 partili mutabakat son derece önemli”
Türkiye’nin demokrasiden uzaklaşmasından endişeliyiz
Türkiye’nin demokrasiden uzaklaşmasından endişeliyiz
Talimatlara uyarsak süreci daha az zararla atlatırız
Talimatlara uyarsak süreci daha az zararla atlatırız
AK Parti’den ‘Sedef Kabaş’ tepkisi ve üç suç duyurusu
AK Parti’den ‘Sedef Kabaş’ tepkisi ve üç suç duyurusu
Türk sinemasının dev ismi Fatma Girik hayatını kaybetti
Türk sinemasının dev ismi Fatma Girik hayatını kaybetti
HABERLER>RÖPORTAJ - ÖZEL HABER
17 Ağustos 2021 Salı - 11:27

Alınmayan önlemler felaketin habercisidir

Cumhuriyet tarihinin en büyük depremlerinden biri olarak kayıtlara geçen 1999 Gölcük depreminin üzerinden 22 yıl geçti. 7,4 büyüklüğündeki deprem tüm Marmara bölgesini etkilemekle birlikte can kayıpları ve ekonomik sonuçları itibariyle tüm Türkiye’yi sarstı. 

Alınmayan önlemler felaketin habercisidir

ALPER ŞAŞMAZ / ANKARA


CUMHURİYET tarihinin en büyük depremlerinden biri olarak kayıtlara geçen 1999 Gölcük depreminin üzerinden 22 yıl geçti. 7,4 büyüklüğündeki deprem tüm Marmara bölgesini etkilemekle birlikte can kayıpları ve ekonomik sonuçları itibariyle tüm Türkiye’yi sarstı. 
17 Ağustos Depreminin 22. yıl dönümünde İMO Ankara Şubesi tarafından bir basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda şu ifadeler yer aldı:
“Gölcük Depremi, ülkemizin depreme bakış açısının değişmesinde bir milat olarak kabul edilmektedir. 1999’dan sonra depremin neden olduğu yaraları sarmaktan çok deprem öncesi alınması gereken tedbirlerin düşünülmesi gerektiği tüm çevrelerce benimsendi. Ortaya çıkan bu fikir birlikteliği sonucunda güvenli ve sağlıklı bir yaşam, yapılaşma ve çevre için nelerin yapılması, ne tür önlemlerin alınması gerektiği konularında fikirler öne sürüldü, bunların toplamı olarak kamu kurumlarınca strateji ve eylem planları oluşturuldu. Ancak bugün geriye dönüp bakıldığında aradan geçen 22 yılda olası deprem zararlarını azaltma çalışmalarının toplumların/kurumların kendiliğinden yaptığı çalışmalardan öteye gidemediği görülmektedir. 
AFAD’ın 2011 yılında yapmış olduğu geniş tabanlı bir çalışma ile hazırlanan Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı (UDSEP) kapsamında, büyük çoğunluğu 2017 tarihinde bitirilmek üzere 2023 yılında tamamlanması hedeflenen çalışmalar belirlenmişti. Son olarak 30 Ekim 2020 tarihinde İzmir kent merkezinden 70 km uzaklıkta gerçekleşen depremin bu kentimizde yarattığı hasar ve can kaybı üzerine TBMM’ce “Depreme Karşı Alınabilecek Önlemlerin ve Depremlerin Zararlarının En Aza İndirilmesi İçin Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla” oluşturulan Meclis Araştırması Komisyonu raporunda, yapılması gereken çalışmaların büyük oranda gerçekleştirilmediğini görüyoruz. Aynı zamanda bu raporun bugüne kadar yapılan çalışmaların ve içinde Odamızın da olduğu değişik kesimlerce defalarca dile getirilen önerilerin bir araya getirilmesinden ibaret kaldığını ve ilave bir öneri geliştirilemediğini görüyoruz. Raporda Kanal İstanbul’un olası İstanbul depreminde kente etkisinin ne olacağı konusunda hiçbir değerlendirme yapılmamıştır.
Kanal İstanbul Projesi Varlığıyla Bir Beka Sorunudur
Başta İstanbul ve İzmir gibi afet riski altındaki şehirlerde UDSEP’te ifade edilen tehlike ve riskleri esas alan planlar geliştirilip çevre ile uyumu sağlanmadığı gibi, ilin afet tehlike ve risklerinin mekânsal planlamaya aktarılması temel prensibine aykırı olarak İstanbul’da “Kanal İstanbul” Projesi hayata geçirilmek istenmektedir. Gerek kanalın kendi yapısı ve Kanal İstanbul kapsamındaki mühendislik yapılarının deprem riskleri açısından konu ele alındığında, deprem riski çok yüksek olan bu kentin Avrupa yakasını ikiye bölmenin yaratacağı açmazlar karar vericiler tarafından göz ardı edilmektedir. Mevcut durumda bile deprem toplanma alanları, ulaşım güzergâhları yok edilen bir kentin afet müdahale olanakları adeta engellenirken, bölünmüş bir kentin deprem sonrasında nasıl tepki vereceği de büyük bir bilinmezliktir. 
Yapı Stokumuzun Durumu Kaderine Terk Edilmiştir
Ülkemizin yapı stokunun durumu belirsizliğini korumaktadır. UDSEP’e göre 2017 yılında tamamlanması öngörülen bina envanteri çalışması tamamlanamamış, dahası resmi kurumlar hariç başlanamamıştır. Bunun sonucu olarak mevcut yapı stokunun iyileştirilmesi de mümkün olmamaktadır. Bu binaların tespiti ne yazık ki deprem tarafından son derece ağır bedeller karşılığı yapılmaktadır. 
Yapı Denetim Yasasında Köklü, Kalıcı, Önleyici Değişikliklere İhtiyaç Vardır
Yapı denetimi konusunda AFAD Eylem Planı gerekçesinde “Yapı Denetim Yasasının bir bileşeni ve içerisinde müteahhitlik sektörü ile ilgili düzenlemelerin olacağı Yapı Yasası’nın çıkarılması depremle mücadelede önemli bir aşamadır. Böylelikle Kentsel Dönüşüm Yasası’nın deprem odaklı olarak düzenlenmesi de sağlanabilecektir. Yapı Denetim sisteminin etkin bir şekilde uygulanması sağlanacaktır.” denilmektedir. Bu iyi niyetli beyanların Yapı Yasası ile nasıl gerçekleştirileceği bilinmemektedir. 
Kentsel Dönüşüm Rant Odaklı Politikalara Teslim Edilmiştir 
Kentsel yenileme ve kentsel dönüşüm konusu bugüne kadar daha çok gayrimenkul piyasasının talepleri doğrultusunda gündeme getirilmektedir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 6 milyon 700 bin binanın riskli olduğu ifade edilmektedir. Kentsel yenileme ve kentsel dönüşüm konusu, çağdaş ve demokrasisi güçlü olan ülkelerde sadece mekân düzeyinde değil; sosyal, ekonomik ve mekânsal gelişmenin bir bütünü olarak ele alınmalıdır. Kentsel dönüşümdeki temel konulardan biri de finansman konusudur. Vatandaşa verilen 190 milyon TL uzun vadeli kredinin günün ekonomik koşulları, inşaat maliyetlerindeki artışlar ve gelir düzeyindeki düşüşler dikkate alındığında yetersiz olmasının yanı sıra ödenemez bir durumla karşı karşıya kalındığı görülmektedir. 
İmar Affı Başlı Başına Cinayettir
Hâlihazırda yapı stokumuzla ilgili belirsizlikler ve tehlikeler ortadayken bir de üzerine siyasal iktidarlarca çıkarılan imar afları can ve mal kayıpları tehdidini büyütmektedir. İmar afları kaçak yapılaşmanın en önemli teşvik unsurlarından birisi olmuştur. İmar affı toplumun sağlıklı ve güvenli konutlarda yaşamasını belirsizliğe sokmaktadır. Mühendislik hizmeti almayan yapıların yasallaştırılmasıyla, doğa olayları karşısında hasara uğramaları halinde sorumluluk, bu kararı alan siyasi iktidarın üzerindedir. Bir binaya iskân ruhsatı verilmesi, devletin vatandaşa 'Bu binaya oturabilirsin' demesi anlamına gelmektedir. 
Her Şantiyeye Bir Şantiye Şefi Zorunlu Olmalıdır
Ülkemizin yakın tarihinde yaşanan depremlerin ardından ortaya çıkan tablolar bize göstermektedir ki büyük oranda inşa sürecinde yaşanan olumsuzluklar ve hatalardan kaynaklı yapılar hasar görmektedir. Buna rağmen, yapı üretim sürecinde kilit rol oynayan şantiye şefliği en çok ihmal edilen, önemsizleştirilen ve yalnızca bir imzaya indirgenen görevlerin başında gelmektedir. Maalesef karar vericiler tarafından inşaat mühendisliğinin ara eleman statüsüne getirilmeye çalışılmasının somut ifadesi şantiye şefliği gibi önemli bir görevin konumlandırıldığı seviyede kendini göstermektedir. 
İnşaat Mühendisliği Eğitiminde Acilen Düzenleme Yapılmalıdır
İnşaat mühendisliği, insan yaşamının her anına, her mekânına dokunan bir meslektir. Eylem Planında konuya ilişkin olarak “Üniversitelerde daha nitelikli, verimli ve uygulamaya yönelik mühendislik ve mimarlık eğitiminin verilmesi sağlanacaktır” denilmektedir. 11 yıllık hedef programın 9 yılı geride kalırken üniversite başarı sıralamasında 300.000. kişi inşaat mühendisliği programına yerleşebilmekte ve İnşaat Mühendisliği eğitimi veren bölümlerin %62’si öğretim üyesi, laboratuvar, fiziksel mekân, bilgisayar, yazılım gibi konularda yeterli imkânlara sahip değildir. Profesör veya Doçent düzeyinde öğretim üyesi bulunmayan bölümler mevcuttur. Bu tabloya eğitim kalitesinin düşüklüğü de eklendiğinde sınırsız yetkilerle donatılmış genç mühendisler mezun etmenin yaratacağı sorunlar daha da çoğalacaktır.
Yetkin Mühendislik Sistemi Hayata Geçirilmelidir
Bugün ne yazık ki, ülkemizde bir işi yapabilme yeterliliğine haiz olmanın ölçütü, diploma sahibi olmaktan geçmektedir. Diploma, mühendis ya da mimarin o konuda eğitim almış kişi olduğunu göstermenin yanı sıra, o alandaki işi yetkinlikle yapabilmenin de göstergesi sayılmaktadır. Oysa diplomanın belgelediği eğitim her koşulda çok önemli ve gerekli ise de bir işi gerektiği gibi yapabilmenin ölçütü olarak alınamaz. Bunun, öğretici, geliştirici, olgunlaştırıcı ve nitelikli bir uygulama deneyimi ile tamamlanması, bir başka deyişle, mühendisin düzeyli bir uygulamanın içinde pişmesi, gerekmektedir. İnşaat Mühendisliği çok geniş bir mühendislik dalı olma niteliğinin yanı sıra, uygulaması ile de tecrübenin büyük öneme sahip olduğu bir meslek alanıdır. Dört yıllık bir mühendislik lisans eğitimini tamamlamak, mühendislik yetki ve sorumluluklarını kullanmak için yeterli değildir. 
Eylem Planı gereğince 2017 yılına kadar uygulamaya sokulmuş olması gereken bu konuda ÇŞB Yetkin Mühendisliğin hayata geçirilmesi için destekleyici olması gerekirken, İMO tarafından uygulamaya sokulan ve gönüllülük üzerinden yürütülmesi hedeflenen “Referans Belgesi” (Yetkin Mühendislik) yönetmeliğinin iptalini sağlamıştır. 
Sonuç Olarak,
İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şubesi olarak yıllardır benzer sorunlara dikkat çekiyoruz. Bu sorunların çözümü ise bilinmez değildir. Nitekim bu sorunlar ve çözümler kamu kurumlarının raporlarında ve eylem planlarında da yer bulmaktadır. Ancak gelinen noktada ne eylem planlarının ne de ilgili kuruluş ve meslek odalarınca dile getirilen önerilerin neredeyse hiçbiri hayata geçmemiştir.
Ülkemizde depreme dair alınacak önlemler, yapı üretiminin nitelikli ve güvenli bir şekilde yürütülmesine dair eksik bilgi ve söylenmemiş söz kalmamıştır. Karar vericileri daha da geç olmadan ve zaman kaybetmeden topluma olan sorumluluklarını yerine getirmelidir.
Önümüzdeki günlerde yaşanması muhtemel depremlerde oluşacak can ve mal kayıplarının sorumlusu sorunları bildiği halde gerekleri yerine getirmeyenlerdir. Karar vericilerden acil taleplerimiz;
• İmar barışı vb. mühendislik hizmeti olmayan uygulamalardan vazgeçilmelidir. 
• İnşaat mühendisliği eğitiminin niteliğinin artırılması için esaslı çalışmalar yapılmalıdır.
• Yapı denetim yasasında köklü, kalıcı ve nitelikli değişimler yapılmalıdır.
• Yapı stoku için bina envanteri çalışması acilen tamamlanmalıdır.
• Kentsel dönüşümde rant odalı politikalardan vazgeçilmelidir.
• Kanal İstanbul Projesi hiçbir planlamaya dayanmayan, toplumsal içerikleri gözetmeyen, doğayı ve tarihi hiçe sayan bir projedir. Marmara’yı ve İstanbul’u yaşanmaz hale getirecek bu projeden vazgeçilmelidir.
• Her şantiyeye bir şef zorunlu olmalıdır.
• Nitelikli mühendislik hizmetlerinin verilmesi amacıyla Odamız tarafından hayata geçirilmeye çalışılan meslek alanlarımıza dair düzenlemelere ket vurmaya değil destek olmaya davet ettiğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız.”

 
Ankara için okul servis ücretleri belli oldu
 
Başkentin yeni tabelaları için söz “Ankaralılarda”
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
ANKARALILARI BULUŞTURAN DÜĞÜN
Ankara'nın tanınan simalarından Kırşehirli iş iş adamı Erdal Tunç'un oğlu ...
Temiz Hava Hakkı Platformu, orman yangınlarının sağlık üzerinde etkilerini anlattı
Temiz Hava Hakkı Platformu, ABD Çevre Koruma Ajansı tarafından paylaşılan ...
Aile hekimleri 16 Ağustos'ta iş bırakacak
AHEF: “Aile hekimliğinin itibarı teslim edilmelidir”
 
DİSK-AR: “TÜİK işgücü verileri gerçekçi değil”
DİSK-AR, İşsizlik ve İstihdamın Görünümü Ağustos 2021 değerlendirmesini yayınladı.
Altı Nokta Körler Derneği: "Kamuya 10 bin engelli ataması ve yüzde 6 kota istiyoruz.
Altı Nokta Körler Derneği İstihdam ve Rehabilitasyondan Sorumlu Genel ...
TİESF başkan adayı İlhan Çıtak, proje ve vaatlerini anlattı
Türkiye İşitme Engelliler Spor Federasyonu (TİESF) başkan adaylığını açıklayan ...
 
Türk Tarihi Etimesgut’ta canlanıyor
Türk tarihinden esintiler ‘Türk Tarih Müzesi ve Parkı’nda
Aylin Nazlıaka: “Bir sene içerisinde 100 bin yeni kadın üye yapacağız”
Bir yıl önce,  Aylin Nazlıaka liderliğinde yönetime gelen CHP Kadın Kolları ...
Akdeniz İklimi Kuşağında Risk Artıyor
Su Politikaları Derneği (SPD), orman yangınları ve kuraklık ilişkisi ile ...
 
404 Page Not Found
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
EZGİ KIZILAY
EZGİ KIZILAY
Tarçın 
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
Bakış Açısı
VELİ KÜÇÜK
VELİ KÜÇÜK
Asgari Ücretle Gelen Zamlar
VOLKAN ÖZTUNA
VOLKAN ÖZTUNA
Çölde Ağaç Dikecek Robot Tasarladı 
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
Tanıdık
BERGÜZAR ÇOPUROĞLU
BERGÜZAR ÇOPUROĞLU
Ne Mutlu Türküm Diyene
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat-Turizm Eğitim Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri